TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (8.BÖLÜM)
TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (8.BÖLÜM)
0 Yorum
14-09-2021
 

6-KAPİTALİZM:ŞİDDET VE VAHŞETİN AKLI:

‘‘Tanrıça çağı İsa’nın anası Meryem’e kadar yansısını sürdürür. Kapitalizm hâkim sistem haline gelirken tanrıça çağının son temsilcileri olan ‘cadı kadınları’ yakarak modernitesini inşa etmesi son derece düşündürücü ve öğreticidir’’.(Rêber Apo)

Batıda kapitalizmin birikim oluşturma dönemini ifade eden iki önemli süreç vardır; birincisi haçlı seferleriyle doğuyu sömürgeleştirme seferlerini düzenlediği ve din savaşları adı ile sömürgeyi gizlediği dönemdir. İkincisi Amerika ve Afrika kıtalarının uygarlık adına keşif edildiği ve sömürgeleştirildiği dönemdir. Kapitalizm ilksel birikimini toprakları ve zenginlikleri ele geçirip sömürge haline getirdiği halkları köleler ordusu halinde Batıya taşırarak elde etmiştir. Köleler aracılığıyla ücretsiz emek kaynaklarını, el koyduğu hammaddelerle ticari sermayeyi sağlar ve topraksızlaştırdığı kadın ve köylülerle ucuz iş gücünü kentlere taşırarak sanayi kapitalizmin temellerini oluşturur. Kapitalizmin vahşi karakterinin nedeni kıyım, katliam ve soykırım yöntemleriyle kadınların ve halkların topraklarını, yurtlarını ele geçirmesidir. 13. ve 19. yüzyıllar arası Avrupa’nın egemen sınıfının bunalım dönemi ilksel birikim vahşetine dönüşmüştür. Senyör, ruhban ve tüccar sınıfının sermaye bunalım devrelerini atlatmak için ihtiyaçları olan artı değer ve kâr birikimine ulaşma yolu, sistemin tümden kapitalistleştirilmesi olur. Kapitalistin kapitalizm sistemine dönüşmesi iki temel birikime el koyma yöntemi ile başarılmıştır. Birincisi kırsal toplumun ve kadınların topraksızlaştırılması, ikincisi halkların yurtsuzlaştırılarak sömürgeleştirilmesi. Köy toplumlarının toprağına el konulması, kendine yeterli ekonomisinin tasfiye edilerek kente göçertilmesi, işsizleştirme ve yoksullaştırma ile kapitalin yeniden üretimi sağlanır. Ucuz iş gücü pazarı oluşturma ve mülkiyete yeniden el koyma sürecidir. Aynı paralelde kıta keşifleri ile Amerika ve Afrika toplumlarının yurtlarını işgal etme, yerli halkları köleleştirerek sermayeyi çoğaltma amaçlanır. Topraksızlaştırma senyör, kapitalist ve monarşinin ittifağı ile geliştirilirken bu sürece karşı yüz yıllarca süren kadın ve köylü isyanları gelişir. Halkların ve kadınların yurtlarına ve bedenlerine el konulmasına karşı direnişleri aynı paralelde katliam ve kıyımlar ile karşılanır.

Vahşet yöntem olarak kapitalin oluşturulmasının yegâne yöntemidir. Çünkü kapitalizm sadece birikime el koyma ve tekelleştirmedir. Vahşi yöntemler ile toplumun toprak, zanaat ve kaynaklarının birikimlerine el koydukça sermaye gücüne ulaşan kapitalizm, klasik sol söyleme hâkim olan anlatımda olduğu gibi, doğal üretim araçları ve ilişkilerinin gelişimi sonucu meydana gelmemiştir. Vahşet ile kadının, halkların ve köy toplumunun komünal ekonomisine el konularak ilksel birikim oluşturulur. Yoksullaştırma ve işsizleştirme planlı bir politika ile batı kent merkezlerinde örgütlendirilir. Kolonileştirme hareketi ile köleleştirme bu paralelde gelişir. Kadının ev kadınlığı üzerinden kapitalizmin yeniden üretim gücüne dönüştürülmesi ve kölelik ile bedenin sermayeleştirilmesi, işsizleştirmenin ucuz iş gücüne dönüşümünün toplamında, yalnızca belli bir kesim erkek emeğinin satın alınmasıdır kapitalizm ve bu yeni üretim araçlarına dayalı yeni bir üretim ilişkisi değil, el koyma tekniğidir. Kapitalizmin sürekli savaş hali ve faşizm üretmesi ekonomiye vahşet ile el koyma tekniğinin doğal sonucudur. Bunalım devreleri sürekli ilksel birikime ihtiyaç duyar. Yani toplumsal ekonomi birikimlerine el koyma süreçleridir bu. Ne zaman ki yıkım ve zulüm, savaş ve katı hüküm yükselişe geçer ise bileceğiz ki kapitalizm yeni birikim oluşturma süreçlerinden birini başlatmıştır. Esas kapitalistleştirme süreci kadın ekonomisi, kültürü ve bedeni tasfiye olduğu oranda gerçekleşir. Kadının üretim biçimi tarım, kendine yeterli üretim ilişkisi ve toprağın ortaklaşmacı aile-köy mülkiyet hukuku, komünal yaşam kültürü, kapitalistin var olmak için yok etmeyi hedeflediği toplumsallıktır.

Bu neden ile kapitalizm kadın katliamlarının kan deryası içinde doğumunu gerçekleştirir. Avrupa cadı avları bir kapitalistleşme tekniğidir. Topraksızlaştırılma, bedensizleştirilme ve yurtsuzlaştırılmaya kadının toplumsal gücü kırılarak ulaşılmaktadır. Cadı avları ile yüzbinlerce kadın öldürülür. Kadın katliamı ile kadının tarım ekonomisi tasfiye edilir, toprağa el konulur ve ev kadınlığına indirgenerek kapitalin yeniden üretim gücü kılınır. Cadı avları kadının yeniden mülkleştirilmesi üzerinden burjuva, senyör ve kilisenin kapitalizmi örgütlemesidir. Kadın tarihinde kadının aldığı en büyük darbe kapitalizmin ev kadınlığı kavramı ekseninde kadını yeniden üretim gücüne dönüştürmesidir. İşçinin yeniden üretime hazırlanması için ek dinlenme zamanına, ev işlerini yapacak birine, yeni işçiler doğuracak kadına ihtiyacı vardır. Erkek işçinin yeniden üretime hazırlayanı ev kadınıdır. Kır ekonomisinde tarımcı, zanaatkâr, hekim, ebe, şifacı olan kadınlar kentlere yığılan işsizlerin büyük çoğunluğunu oluşturur. Fuhuş, ev kadınlığı, hizmetçilik, sanayide ucuz emek işlerine mahkûm olur. Kadının bedenini ele geçirmek için kadının kendi bedeni üzerindeki haklarının ifadesi olan ebelik ve doğum kontrolü yöntemleri şeytani işler, güçler denilerek saldırıya uğrar. Ebelerin cadılıkla suçlanıp yakılması ve ev kadınlığı modellerinin paralel geliştirilmesindeki amaç kadının doğurganlığıyla ilgili karar gücünü tasfiye ederek, erkeğe sınırsız sayıda çocuk sağlamanın önünü açmaktır. Çünkü kapitalin ucuz emeğe, ücretsiz işçiler ordusuna ihtiyacı vardır ve bu ihtiyaç ancak kadının ev kadınlaştırılmasıyla mümkün olmaktadır. Bu nedenle kapitalizm bir kadın düşmanlığı ideolojisine ihtiyaç duyarak bir kadın katliamı içinde doğuşunu gerçekleştirmiştir. Şiddeti bilim ile düzenli bir organizasyona dönüştüren kapitalizm, vahşi karakterini iki özellikte açığa vurur.

Birincisi, Bacon’ın ‘erkeğin kadın ile gerdeğe girmesi’ biçiminde tasvir ettiği bilim teorisidir. Doğanın, kadının ele geçirilmesi, tecavüz edilmesi, tahakküm altına alınması ile benzeştirilerek tasvir edilmesindeki neden; kapitalizmin kadın ve doğayı paralel biçimde tahakküm altına almadan gelişmesinin mümkün olmamasıdır. Hobbes’in bilimci teorisinin kadınların akıl dışı varlıklar olduğunu genişçe açıklaması ve bu akıl dışı tehditlerin bertaraf edilmesi gerektiğini kiliseye engizisyon mahkemesini önererek dile getirmesi tesadüf değildir. Köylüleri vahşi yöntemlerle topraksızlaştırma ve halkları köleleştirip yurtsuzlaştırma tarihi, cadı avları, kadının köle pazarlarında satılması tarihi ile başlayıp ilerlemiştir. Kadın üretim bilgi ve ilişkilerinin kadının topraksızlaştırılması ile tasfiye edilmesi vahşice olmuştur. Böylelikle kır tasfiye olduğu oranda kadın ucuz iş gücü, ev kadınlığı ile yeniden üretim gücü ve meta kılınmıştır. İkincisi, kapitalizmin bilimi hızlı üretim ve çok kâr hırsı ile makinalaşmayı, sanayileşmeyi ilerletme temelinde ele almasıdır. Makinalaşma doğanın ve insanın ölümü diyebileceğimiz ekolojik yıkım ve dünya savaşları ile sonuçlanmıştır. Bacon ve Hobbes ile başlayan Darvin ile devam eden, şiddetin doğanın yasası olduğuna dair teorik izahlar, kapitalizmin vahşi karakterini akılcılaştırma ve toplumsal iknayı sağlama amaçlıdır. Kadınların en ağır bedelleri ödediği direnişlerin kapitalizmin sistemleşmeye doğru gelişmeye başladığı süreçle ortaya çıkması tesadüf değildir. Kır komünal hareketlerin, işgal karşıtı direnişlerin ve yerlilerin ayaklanmalarının öncülüğünü yapan kadın direnişleri son bin yılın öz savunma karakterini ortaya koymaktadır.

Avrupalılar kolonileştirdikleri toprakların inançlarını ırkçı ideolojiyle şeytani inanışlar olarak vahşetine gerekçe yapınca, cadılık suçlamasıyla en fazla yöneldiği kesim kadınlar olur. Kadınların yerli toplumlar içindeki yönetim güçleri, inanç enerjileri ve üretimdeki yerleri nedeniyle işgal, hristiyanlaştırma zor olmaktadır. Köle ticareti ile Avrupa’nın emek krizi çözüme kavuşturulurken, kolonilerde ortaya çıkan emek krizini kadınları eve gönderen yasalar çıkararak çözmeye çalışan kapitalist, bu konuda direngenlik gösteren kadınları uysallaştırmak için yerli erkekleri ataerkil aile ilişkileri konusunda eğitir. Ayrıca yerli kadın üretim bilgilerine ve tekniklerine yabancı olan ama bu bilgileri Avrupa’ya taşırmak arzusunda olan Avrupalı kapitalist, kadın köle ticaretini bu nedenle ayrıca önemser. Çünkü yerli kadınların tarım bilgileri, tohumlama teknikleri ve çeşitleme yöntemleri kurulan büyük çiftliklerin verimini artıracak yegâne birikimi ifade etmekteydi. Kapitalistin karşısına çıkan ilk direnişçinin büyücü kadın Caliban olması hiçte şaşırtıcı olmayacaktı. Şeytanlaştırma ve cadılık suçlamalarıyla toprağa, birikime el koymanın kolaylaştırılmasının sonucu, nefret, ırkçılık, düşmanlık herkesin herkesle savaşı dediğimiz süreci geliştirir. Mülksüzleştirmeye, yurtsuzlaştırmaya uğrayan kadınların ve halkların uğradığı vahşet, kapitalin oluşması için biricik yöntemdir. Bu anlamda direnişte bu vahşete karşı tek yol olmaktadır.

DERLEME 8.BÖLÜM

 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

KADIN ETRAFINDA GELİŞTİRİLECEK BİLİM, DOĞRU SOSYOLOJİYE ATILMIŞ İLK ADIM  OLACAKTIR

KADIN ETRAFINDA GELİŞTİRİLECEK BİLİM, DOĞRU SOSYOLOJİYE ATILMIŞ İLK ADIM  OLACAKTIR

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (1. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (2.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (3. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (4. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (5.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (6. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (7.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (8.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (9.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (10. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (11. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (12. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (13. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (14. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (15. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (16. BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (GİRİŞ)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (3.BÖLÜM)

KÖLELİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN KAPILARIMIZ (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (4.BÖLÜM)

KÖLELİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN KAPILARIMIZ (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (5.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (1.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (6.BÖLÜM)

TOPLUMSAL CİNSİYET (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (7.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (3. BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (4.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (8.BÖLÜM)

TOPLUMSAL CİNSİYET 2.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (9.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (10.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (11.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (12.BÖLÜM)

JİNEOLOJİYE DOĞRU SOSYOLOJİYE ADIM ATMAK

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 14.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 15.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 16.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (17. BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 18.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (19.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (20.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (21.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 22.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 23.BÖLÜM (SON)