TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (21.BÖLÜM)
TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (21.BÖLÜM)
0 Yorum
27-09-2021

5. BOYUT; KÜLTÜREL ÖZ SAVUNMA:

‘‘Toplumun öz savunmasını yitirmesi kadar büyük bir felaket düşünülemez. Ulus-devletin toplumu bilim, sanat ve hakikatten uzaklaştırıp öz savunmasız bırakması, toplumsal sorunun en temel etkenlerindendir’’ Kültürel olarak Kürt kadınları en ağır inkâr ve imha sürecini yaşamış ve yaşamaktadır. Dili, inanışları, giyimi, yaşamı, sanatı aşağılanmış, yok sayılmış ve asimile edilmiştir. Oysa Kürt kadınları hakikatlerini, yaşamını, bilgilerini ve duygularını kültürleştirerek var eden en güçlü kadın topluluklarındandır. Müziği, dansı, masalları, destanları, giyimi ve stranları birer hakikat taşıyıcısı anlamlardır. Kürt kadınları ruhlarını, maddi kaynaklarını ve dünyayı kültür ile anlamlı yapılara çevirmiştir. Kültürel yaşamı günümüzde en fazla korunması gereken ve anlamlarını savunma bilinciyle yaşatılması gereken durumdadır. Ataerkil kültür en fazla kadını kültürel olarak anlamsızlaştırmaya çalışır. Sömürgecilik önce kadının kültürel dünyasına saldırır ve yok eder. Kadının zihin ve duygu anlamları var oldukça kadının uysallaştırılması mümkün değildir. Anlamsızlaştırılmış kadın sömürgeleştirilmiş kadın demektir. Bu nedenle Kürt kadınlarının direniş ve kendini savunma tarihi en fazla kültürel direnişlerle kendini açığa vurmuştur. Her müzikleri bir isyanı, her stranları bir düşünceyi, her dansları bir tavır, her masalları bir tarih bilgisidir. Eline silah alıp kaleleri savunduğu gibi, kılıçlarını ve hançerlerini kuşanıp ayaklandığı gibi, dağa çıkıp isyan ateşi yaktığı gibi, zindanda işkencelere dayandığı kadar, sokaklara inip kenti ayaklandırdığı gibi, kültürel anlamlarını da bir ayaklanma bir direniş içinde var etmiştir. Edûlê, Zin, Ozan Mizgin, Dalila, Lîza Xanım, Ayşe Şan kültürel değerleri yaşamlarının direnişleri içinde açığa çıkaran Kürt kadınlarından sadece bir kaçıdır.

Ancak kültürü bir eğlence, bir propaganda, var olanı taklit, birkaç güncel etkinlik, popüler sanat temelinde ele almakta en az asimilasyon kadar tehlikelidir ve Kürt kadın sanatını öldürmektedir. Kürt kadınlarının kültürü ve sanatı yaşamı yaşayarak, üretimin içinde, egemenliğe karşı direnerek bir varoluş tarzını ifade eder. Bu var olma biçimi, bilgisini açıklamak, doğru olanı dillendirmek, gerçeğin hikâyesini aktarmaktır. Varoluşun en güçlü öz savunması sanatı ve kültürel hayatıdır. Bu nedenle kültürün öz savunması sadece var olanı korumak değildir; var olanı şimdiki zamanın sanatını, dilini ve anlatılarını açığa çıkaracak temelde savunabiliriz. Bu temelde; özgün bir kadın kültür çalışmasını esas almak, kadın kültürünü ve sanatlarını araştırmak, hakikatini yorumlamak ve bilgisine ulaşmak için bir kadın kültür ve sanat hareketini geliştirmek doğru bir öz savunmanın başlangıcıdır. Her köy ve mahallede kadın kültür ocakları, her yerleşim biriminin kadın dengbejler divanı, her mahallede anadil eğitimi evleri örgütlenebilir. Kadın folkloru, kadın tiyatro grupları, kadın sineması, kadın şiir ve edebiyatı hem ekoller biçiminde kurumsallaştırılarak hem de kadın festivalleriyle yaşamın kültürleştirilmesi sağlanarak bir kadın aydınlanmasıyla öz savunma sağlanır. Öz savunmanın kültürel boyutunda, kültürel ve sanatsal dejenerasyona yol açan her tür yaklaşıma karşı mücadele gerekir. Bu tür eğilimler kadın hakikatlerini çarpıtmak kadar, kadının kendisine yabancılaşmasına neden olmaktadır. Örneğin, çoğu kültürel ve sanatsal etkinliklerimizde kadınlar kendi duygu ve düşüncelerinin, yaşamlarının karşılığını bulmamaktadırlar. Çünkü kendi gerçeklerinin müziği, dili, hikâyesi yoktur orada. Kültür gerçek hayatın öyküleşmesi, dramatizesi ve dillendirilmesi olduğundan her kültürel çalışmanın yerelin hakikatleriyle birliği olan evrenseli aktarması gerekir. Dünya kadın kültür ve sanatlarıyla bu anlamda, kültürel ve sanatsal birlikler, ortak etkinlikler ve direnişler örgütlendirilerek evrensel bir kültür öz savunması yakalanabilir. Bir mahallede şiddeti tiyatro diliyle oyunlaştırmak, bir kadın dengbejin erkek şiddetini anlatan stranını o köyün ve mahallenin içinde yaşayan kadının hikâyesine dayanarak aktaran divanlar ile evrensel kadın sanat organizasyonlarıyla kadın direnişini sanatsal dilin ikna ediciliğiyle geliştirmek belki de en sonuç alıcı yöntemlerden biri dir.

1. Anadilde eğitim hakkı ve mücadelesi bir kadın kültür mücadelesidir; anadilde eğitim hakkı için radikal mücadele bir kadın kültür savunmasıdır. Dilin yasaklanması başlı başına bir ayaklanma ve devrim gerekçesidir bilinciyle dilin öz savunmasını ayaklanma, sömürgeci eğitim kurumlarını tahrip etme ve işlevsizleştirme eylemleriyle gerçekleştirmek gerekir.

2. Anadil sadece bir hak mücadelesi değil, yaşanılan ve yaşamda sürekli geliştirilen canlı bir olaydır. Bu nedenle anadilde konuşmak, eğitim kurumlarını inşa etmek, dili yetkinleştirmek anadilin en gerçekçi öz savunmasıdır.

3. Kadın kültürünün en güçlü kültür ve sanat ifadesi olan masal, mesel, stran, şiir, hikâye, anılar ve el sanatlarının açığa çıkarılması, korunmaya alınması, güncelleştirilmesi, arşivlenmesi ve müze, sanat evleri, kadın sanat atölyeleri biçiminde örgütlemelerle yaşatılarak savunulması gerekmektedir.

4. Kadın kültür ve sanat tarihi çalışmalarını yapacak, güncel kadın kültür ve sanat üretimiyle kadın varoluşunu anlamlandırarak kadının metafizik değerlerde öz savunmasını sağlayacak yerel ve evrensel kadın kültür hareketi hedefiyle, özgün kadın kültür ve sanat merkezlerinin kuruluşuna gidilebilir. Kapitalist modernitenin ve ataerkil kültürün kadını eril kültür, cinsiyetçi sanat konusu yapan ve bu araçlarla kadını cinselleştiren politikalarına karşı mücadeleyi merkezine alarak, kadını eril kültür saldırılarına karşı korur.

5. bu temelde porno kültürüne, kadını aşkın, cinselliğin nesnel konusu yapan edebiyata, kadını cinsel meta olarak kullanan sinema, reklam ve popüler kültür etkinliklerine karşı boykot, teşhir, gösterimin engellenmesi, yayınların durdurulması gibi eylemler kültürel öz savunmanın eylemleridir.

6. BOYUT; SİYASAL ÖZ SAVUNMA:

‘‘Politik alanın seçme, özgür davranma anlamını da taşıdığını belirtirsek, bir kez daha politik insanın metafizik karakterine varmış oluruz.’’ Ahlaki ve politik toplum için politika ortak değerler etrafında birlik kurmak, ortak karar almak ve ortak iş yapmaktır. Herkes için en doğru, güzel ve iyi olanın düşünüldüğü, tartışıldığı ve karara bağlandığı alan olduğundan metafizik değeri en gelişkin alan olmaktadır. Demokratik siyaset ve demokratik toplum da denilen bu yapıda en önemli özellik her farklının kendi kaderini belirleme ve kendini yönetme gücüne sahip olmasıdır. Eril ve iktidarcı sistemde ise politika yönetme ve yönetilme ilişkilerini ifade eder. Demokratik siyaseti kadın öz savunma anlayışı temelinde örgütlerken yorum, yöntem ve yapı önermelerini en köklü değiştirileceği ve en radikal öz savunma anlayışının sunulacağı alan siyaset alanı olacaktır. Kadın sorunu kadının politik öznellikten politik nesnelliğe düşürülmesi ile başladığı, kendi yaşamını yönetemediği, kararlarını veremediği, kaderini belirleyemediği ve hep yönetilir düzeyde tutulduğu için kadın kurtuluşu temel politik sorun olmaktadır. Politika özgürlük alanıdır; politik özne değilseniz kölesinizdir, yönetilen nesnelersiniz. Bu neden ile kadın politikasını, öz savunma güçlerini oluşturmuş demokratik siyaset temelinde yapacaktır. Kadın politika tarihini, kadın politikasının sosyolojisini, kadın politik hareketlerini ve politik sistemini açıklamak; ahlaki ve politik toplumun politik yöntemlerini, tarihsel süreç içinde gelişen politik yaşam kültürlerini, sosyal hareketlerin politik değişim güçlerini, politikanın metafiziğini ve politika tanımlarını yapmak gerekmektedir.

Kadın özgürlük mücadelesinin politika teorisini, araçlarını ve sistemlerini geliştirmek ve toplumsal yaşamın çok çeşitli ve farklılık üreten canlılığı, kadın cinsinin kendi içinde yaşadığı çeşitlenme ve farklılıkları sistemleştirmek, sistemi öz savunma gücüne kavuşturmak kadın siyasetini ifade etmektedir. Unutmamak gerekir ki en güçlü kadın öz savunması kendi kaderi ile ilgili düşünen, tartışan, karar alan ve kararlarını toplumsal eylem kuvvetine dönüştürerek hayata geçiren kadın örgütlenmesidir. Kadını politik karar mekanizmalarına ve siyasi iradeye kavuşturmak egemen siyaset karşısında öz savunmaya almaktır. Dönemin kadın siyaseti iki temel karakterde şekillenmektedir; Birincisi, kadının demokratik konfederal sistemini inşa etmektir. Konfederal sistemini yerel ve bölgesel kadın meclisleri, kadın sivil toplum kuruluşları, kadın yerel yönetim modeli, kadın ekonomisi, kadın sağlık kuruluşları, kadın eğitim kurumları, kadın bilimi, kadın öz savunma örgütlerinden oluşturur. Parlamenterist, yasacılık ve reformculuk anlayışına dayalı sistem içi çözüm yerine kendi sistemini inşa ederek alternatif toplumsallığı geliştirir. Bu nedenle, her köy, mahalle ve kent meclisleriyle kadının kendi sorun ve çözümlerini tartıştığı, kendi kaderi ile ilgili karar aldığı ve yaşamını inşa ettiği demokratik siyasettir. İkincisi, toplumsal değişimi demokratik siyaset yöntemi ve araçlarıyla sağlamaktır. Genel toplumsal sistemin demokratikleştirilmesini amaçlar; her toplumsal kurum ve kuruluşta kadın ve erkek eşit temsiliyeti, yerel, siyasi ve sivil kuruluşlarda eş başkanlık ve pozitif ayrımcılık yöntemleriyle öncelikle kadının siyasete katılımını eşitleyerek karar mekanizmalarında yer alır. Karar mekanizmalarını kadın lehine yasal kararların, düzenleme ve planlamaların geliştirilmesini sağlar. Yasal ve anayasal mücadeleler ile kadının siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik, medeni haklarını geliştirir.  En önemlisi de toplumsal siyaset alanını, iktidar güçlerini ve devleti kadın konfederal sisteminin kararlarına, inşa sürecine ve yaptırımlarına duyarlı kılar, değiştirir ve küçültür.

Demokratik siyaset alanı ile kadın haklarını ve sistemini geliştirmek, savunmaya almak kadın siyasetinin temel özelliğidir. Ataerkil, iktidarcı ve sömürgeci tüm siyasi modelleri, yasaları ve kuralları demokratik siyaset yöntemleriyle mücadele konusu yapar. Kadın siyasi mücadelesi alternatif kadın konfederal sistemini kurmak, kadın konfederal örgütlerinin kararlarını hayata geçirmek ve kadın sisteminin genel siyasi sistem içinde özgün ve özerk yapılanmaya kavuşturmak rolüne sahiptir. Örneğin bir kadın köy ve mahalle meclisinin kararı ne ise yerel ve genel siyasi iradenin bu karara uygun karar ve planlamalar çıkarmasını sağlar. Parlamenterist kadın mücadelesinin anlamı sistem içinde bu temeldedir. Yerel yönetimde yer alan kadınların demokratik siyaset nedeni bu amaçladır. Toplumsal yaşamın içindeki kadınların ihtiyaçlarını, taleplerini, kararlarını bir siyasi irade kararına dönüştürmektir. Yani kadının öz irade ve öz kararlarını demokratik siyaset alanında korumak, hayata geçirmektir. Bu kadın iradesinin siyasi öz savunmasıdır. Politik öz savunmanın ruhu ve tarzı politik saldırılara karşı karar iradesini anında ve durumun gereklerine göre gösterebilmesidir. Politik eylem öz savunmanın iradi boyutunu oluşturur. Ayaklanma ve direniş, ittiatsizlik ve ilişkileri dondurma kararlarını zamanında almak ve harekete geçmek toplumun öz savunma iradesini gösterebilmektir. Anın kararını açığa çıkaramadığınız sürece devasa politik organizasyonlar, kurumlar, ilişkiler geliştirseniz de politikayı işlevleştiremezsiniz. İşlevsiz ve kararsız politika toplumu saldırılar karşısında öz savunmasız bırakacağı kadar, politik bozulmalara ve sömürgeciliğin başarısına neden olur. Politik öz savunma sadece örgütlenme ve programlanmış eylem değildir; öz savunmanın politik boyutu kader tayin edici konularda karar ve inisiyatif geliştirme ruhudur. Örgütlenme politikanın formu karar onun ruhudur. Bu nedenle eylemsellik iradesi kazanmış politika öz savunmayı işlevselleştirir. Bunun için yapılması gerekeni sıralarsak;

1. Kadın Konfederal sistemini özgün ve özerk ilkesiyle toplumsal yaşamda inşa eder. Siyasi alanı kadın özgürlükçü demokratikleşme temelinde yapılandırır. Yerel meclisler ve sivil toplum örgütlemeleri demokratik siyasetin örgütleri olarak esas alır. Kadınların ve toplumun lehine olmayan her tür yapı ve kararı demokratik direniş konusu yapar.

2. Kadınların ve toplumun karar mekanizmalarını açığa çıkarmak için sömürgeci, ataerkil ve faşist yönetimlere karşı demokratik direniş siyasetini uygular. Kadının ve toplumun demokratik konfederal sistemini, kararlarını ve taleplerini dikkate almayan antidemokratik rejimleri gayri meşru görür. Gayri meşru gördüğü anti demokratik siyasetleri fiilen anlamsızlaştırır, işlevsizleştirir ve uygulama gücünden öz savunma temelli direnişle düşürür.

3. Ayaklanma, boykot, grev, miting, yürüyüş, protesto, canlı kalkan, barikat ve öz savunmaya dayalı direniş demokratik siyasetin eylem tarzıdır. Kadınların ve toplumun kararlarına aykırı yasaları, politikaları ve saldırıları fiili direnişle geçersiz kılar ve kadınların kararlarını fiilen hayata geçirir.

7. BOYUT;HUKUK VE ÖZ SAVUNMA:

‘‘Hukukunu istememek, kullanmamak en büyük hukuksuzluktur. Bunun olduğu yerde orman kanunları geçerli olur. Dolayısıyla hakkı olan tüm birey, topluluk ve halklar, haksızlıklar karşısında sessiz durmakla hukuku çiğnemiş olurlar. Hak istemek ve zorla hakkı elinden alındığında gerekirse ayaklanmak, kutsal direnme hakkıdır. Hukukun ve adaletin oluşmasının da özü budur. Hiçbir kişi veya halkın hukuksuzluk karşısında susma, boyun eğme hakkı olamaz. Asıl hukuku çiğneme, bir toplumu ve devleti zehirleme bu boyun eğmeden kaynaklanır. Meşru savunma, hukuku doğurmada ve kullanmada asla vazgeçilmeyen temel hukuksal duruştur. Bunun gereklerini yerine getiremeyen birey, topluluk ve halkların kendilerini insandan sayma ve şikâyet etme hakları olamaz. Özellikle tüm evrensel hukukun vazgeçilmez haklar haline getirip resmileştirdiği Birinci, İkinci ve Üçüncü Kuşak Hakları olan bireyin medeni, ekonomik, sosyal hakları ile halkların kültürel ve kendi kaderlerini belirleme hakları çağın yükselen değerleri olup, demokratik uygarlığın dayandığı köşe taşlarından birini oluşturmaktadır.’’ Devletçi uygarlık ve ataerkil sistem yazılı hukuk ile kendi iktidarını sağlamlaştırmıştır. Ahlaki ve politik toplumun doğal hukukunu tasfiye ederek, hukuki yargılamalarını yaptırım kuvvetine dönüştürmüştür. İlk yazılı hukuk metni olan Hamurabi yasalarının ilk maddeleri mülkiyet, kadın ve erkek ilişkilerinin düzenlenmesine ilişkindir. Bu yasalar, medeni hukukun başlangıcını oluşturur. Kapitalist modernite ile kamusal faailiyetlerin, mal ve mülkiyetin erkek lehine düzenlendiği, babalık hükümlerinin aile reisliği kavramıyla güçlendirildiği, namus ve tahrik yorumlarıyla erkek şiddetinin aklandığı bir hukuk ile karşı karşıyayız.

Ataerkil kültür ve zihniyetinin tüm yasalara yerleştirildiği bu hukuk sistemi, kadını yasal olarak haklarından mahrum etmekte ve savunmasız bırakmaktadır. Resmi hukukun uygulayamadığı ama uygulanmasına göz yumduğu cinsiyetçi fiili hukuk-töre, kadını ikili bir kıskaca almaktadır. Ayrıca hukuk satın alınan bir hizmettir. Mahkeme masrafları, avukatlık ücretleri vb kadınların baştan itibaren hukuk mücadelesinden vazgeçmesine neden olmaktadır. Avukatlık ücreti ödeyemediği için hak mücadelesinden vazgeçen milyonlarca kadın vardır. Bu nedenle hukuku kadın özgürlüğü temelinde yeniden yorumlamak, kadın hukuk normlarını geliştirmek ve süreklileşen kadın hak kazanımlarını gündemleştirmek bir öz savunma biçimi olmaktadır. Hukuk mücadelesini bu temelde kadının öz savunma haklarını da içerecek tarzda genişletmek gerekmektedir. Mevcut kadına yönelik şiddete karşı mücadele sözleşme ve yasalarının bir yaptırım kuvveti yoktur. Bu yasalara kendini bağlı görmeyen, düşmanca yaklaşan ve kadını saldırı altına alan bir gerçeklik içindeyiz. Bu gerçekliğin içerdiği tehlike kadın cinayetleri, tecavüzler, kadın katliamları ve kadına el koymak biçiminde kendini ifade etmektedir. Bu durum kadının hem ulusal ve uluslararası sözleşme ve yasalarla şiddete karşı kendini bireysel ve kollektif savunma hakkını içerecek kadın öz savunma hakkını kazanmayı gerektirmektedir. Bireysel olarak ve kollektif olarak işgale, şiddete ve talana karşı silahlanmasını ve her tür sivil öz savunmasını sağlayacak örgütlenme ve eylemini meşru bulan bir yasal hak mücadelesidir bu. Kadın asayiş güçleri veya kadın öz savunma birliklerine sağlanacak meşruiyetle kadının şiddete karşı caydırıcı örgütüne ulaşılabilir. Şiddete karşı kadın sığınma evleri yetersiz olmanın ötesinde yanlış bir kurguya sahiptir. Belli bir nüfus oranını aşan yerlerde açılan ve başvurucuyu kısa süreli barındıran, gizlilik kuralları adı altında korunmayı zindana çeviren, kadını adeta evine geri dönmeye mecbur bırakan bir içeriktedir. Zaten devlet denetimine tabi olan bu kadın sığınma evleri, sırf bu bürokratik nedenden dolayı işlevsel değildir. Kadın örgütlerinin ve kadın mücadele hareketlerinin inisiyatif ve sorumluluğunda olacak, süre ile sınırlandırılmayacak, ulusal gelir üzerinden fon sağlanacak, üretim olanaklarına sahip ve ihtiyaç duyulduğu kadar örgütlendirilecek kadın yaşam evlerinin yasallaştırılması gerekir. Güvenliğini kadın güvenlik görevlilerin sağlayacağı, başvuru sürecinden ayrılıncaya kadar kadın görevlilerle muhatap olacak, ilgili asayiş görevlilerinin kadın olacağı bir hukuksal mücadele gerekmektedir. İstismara uğrayabilecek bir örgütlenme olduğu için denetimini devletin yerine belediyeler, sivil kuruluşlar ve insan hakları örgütleri sağlayabilir.

1. Hukuk alanında öz savunma yasalarının geliştirilmesi; Kadının bireysel ve grupsal saldırılara karşı kendini bireysel ve kollektif savunmaya dayalı silahlanma hakkının ulusal ve uluslararası hukukta yer almasını sağlayacak bir hukuk mücadelesini gündeme taşırmanın zamanıdır. Sömürgeci işgal ve talana, ataerkil şiddete karşı kadının yurdunun ve bedeninin öz savunmasını sağlaması hak talebiyle BM, Helsinki Savaş Mahkemesi, Cenevre Sözleşmesi vb evrensel kuruluşlarının yeniden kadın öz savunması temelinde düzenlenmesi talep edilir.

2. Kadın demokratik özerk sisteminde kadın hukukçuların özerk örgütlenmesini kadın hukuk hareketi-platformu-birliği biçiminde örgütlenmesi ve kadın hukukçular örgütü- birliğinin kurulması, kadının hukuksal öz savunma sistemi için gerekli bir örgütlemedir. Her kadın hakkı bir öz savunmadır ve her hak talebi, hakların genişletilmesi- güncellenmesi bir kadın hakları savunmasıdır. Kadın hak mücadelesinin örgütlü ve sonuç alıcı olması için bir kadın hukuk örgütüne ihtiyaç vardır. Bu örgüt hem kadın haklarının kazanılması hem kazanılmış hakların korunması ve uygulanmasının gözetilmesi için gerekli fikirsel ve eylemsel birliğin hukuksal örgütünü geliştirir. Öz savunmanın bu örgütlü hukuk mücadelesiyle bir kadın hakkı olarak kazanılması gerekir. Evet, öz savunma doğal bir haktır ama yasal hak olarak da kazanılmalıdır. Politik tasarruflara göre keyfi uygulamalara bırakılamaz veya illegalize edilemez.

3. Kadın hakları bilincinin güncel durumlar sürecinde perspektifimiz doğrultusunda yetkinleştirilmesi, yeni kadın hakları kuşağının oluşturulması ve geliştirilmesi kadınların öz savunmasını derinleştirecek bir mücadele tarzı olmaktadır.

4. Öz savunmanın hukuki boyutunu işlevli kılmak ve topluma mal etmenin temel yollarından biri kadınların ihtiyaç duydukları zaman başvurabilecekleri ve ücretsiz hukuk hizmetine ulaşabilecekleri kadın hukuk örgütlerini geliştirmektir. Bu her yerelde kadın hukukçular hareketini başlatmak ve örgütlü kılmakla mümkün olacaktır.

DERLEME 21.BÖLÜM

 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

KADIN ETRAFINDA GELİŞTİRİLECEK BİLİM, DOĞRU SOSYOLOJİYE ATILMIŞ İLK ADIM  OLACAKTIR

KADIN ETRAFINDA GELİŞTİRİLECEK BİLİM, DOĞRU SOSYOLOJİYE ATILMIŞ İLK ADIM  OLACAKTIR

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (1. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (2.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (3. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (4. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (5.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (6. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (7.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (8.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (9.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (10. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (11. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (12. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (13. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (14. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (15. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (16. BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (GİRİŞ)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (3.BÖLÜM)

KÖLELİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN KAPILARIMIZ (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (4.BÖLÜM)

KÖLELİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN KAPILARIMIZ (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (5.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (1.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (6.BÖLÜM)

TOPLUMSAL CİNSİYET (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (7.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (3. BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (4.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (8.BÖLÜM)

TOPLUMSAL CİNSİYET 2.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (9.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (10.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (11.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (12.BÖLÜM)

JİNEOLOJİYE DOĞRU SOSYOLOJİYE ADIM ATMAK

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 14.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 15.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 16.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (17. BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 18.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (19.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (20.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (21.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 22.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 23.BÖLÜM (SON)