TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (19.BÖLÜM)
TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (19.BÖLÜM)
0 Yorum
25-09-2021

3.BOYUT: EKONOMİDE ÖZ SAVUNMA:

‘Ekonominin kadının elinden alınıp tefeci, tüccar, para, sermayedar, iktidar-devlet ve ağa gibi davranan yetkililerin eline verilmesi, ekonomik yaşama en büyük darbe olmuştur. Ekonomi -karşıtı güçlerin eline verilen ekonomi, hızla iktidar ve militarizmin temel hedefi haline getirilerek, tüm uygarlık ve modernite tarihi boyunca sınırsız savaş, çatışma, bunalım ve kavgaların baş etkenine dönüştürülmüştür. Günümüzde ekonomi, ekonomiyle ilgisi olmayanların, kâğıt parçalarıyla oynayarak kumardan beter yöntemlerle sınırsız toplumsal değer gasp ettikleri bir oyun alanı haline getirilmiştir. Kadının kutsal mesleği, tamamen kendisinin dışlandığı, savaş makinelerini, çevreyi yaşanmaz hale getiren trafik araçlarını ve temel insan ihtiyaçlarıyla pek fazla alakası olmayan kâr getiren fuzuli ürünleri üreten imalathanelere, borsalara, fiyat ve faiz oyunlarına çevrilmiştir.’’ Kapitalizm ve sömürgecilik en fazla kadın ekonomisini tasfiye ederek, komünal ekonomiyi dağıtarak ve kadını ekonomisizleştirerek, kadını öz savunma gücünden düşürmüştür. Toprağın işgali ve özelleştirilmesi, komünal ekonominin tekel karşısında değersizleştirilmesi, pazarın tekleşmesi, kentleşmeye dayalı sanayileşme hem kadın ekonomisini tasfiye etmekte hem ekolojik yıkım gerçekleştirmektedir. Tarımsal üretim ve küçük işletmelere dayalı kadın ekonomisini tekelci ekonomiyle tasfiye etmenin yanı sıra, esasta kadını zihinsel olarak ekonomi dışında bırakmak hedeflenmiştir. Ekonomi dışında bırakmak fiziksel değil, zihinsel ve moral temelde gerçekleştirilir. Kadın emeğini görünmez kılan, kadın emeğini değer ölçüsü yapmayan ve kadın emeğini emek görmeyen bir emek-değer teorisi ile emek ve değer, kapitalist pazar etrafında kurulan patron-işçi ilişkisi ekseninde tanımlanır. Emek ve değeri erkekleştiren kapitalizm, kapitalist olmayan yani ücretlenmeyen kadın ekonomisini böylelikle görünmez kılar.

 

İşsizleştirme ve yoksullaştırma esasta kadın ekonomisinin moral değerlerinin tasfiyesiyle sağlanırken, işsizlik ve yoksulluk bir kadın kaderine dönüştürülmektedir. Fuhuş sektörü bu zemin üzerinden kadın bedeninden sermaye oluşturur. Üretim gücü ve üretim araçları elinden alınan kadın, evde erkeğin ücretsiz işçisi, dışarıda kapitalistin ucuz iş gücü piyasasıdır. Bu durumda kadın ne evdeki erkeğe karşı ne dışarıda patrona karşı her hangi bir korunma ve kendini savunma olanağına sahip değildir. Üretim gücü ve araçları olmadığından her tür bağımlılığı yaşamakta ve emeğinin değerini savunamamaktadır. Miras hukukunun aile reisi erkeği, ata soy hakkını gözetmesi kadının sürekli mülksüzleştirilmesine neden olmaktadır. Yasalar nezdinde eşitlik sağlansa dahi, ataerkil aile kültürü fiilen kadını mülksüzleştirmektedir. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin sonuç alıcı olmamasının en önemli nedenlerinden biri, ekonomik yaşamını örgütleme imkânlarından yoksun kadınların, zorunlu olarak şiddeti kabullenmesidir. Erkek kendini ekonomik güç gördüğü için kadın karşısında kendisini her tür şiddeti uygulama hakkına sahip görmektedir. O bir kraldır, patrondur, senyördür. Üstünlüğe dayalı eril moral değerlerden güç alan bu erkeklik kendisini sahip, kadını malı ve mülkü görmekte ve her uygulamasını doğal ve meşru bulmaktadır. Kadına atfedilen sıfatlar ise ev kadınlığı, ucuz işçi ve metalaşmadır.

 

Kürdistan’da sömürgeciliğin ekonomi politikasını somutlaştırarak bir kadın ekonomi politikasını belirlemek gerekmekir. Devlet hazinesi yasasıyla halkın toprakları devletleştirilmiş, toprağın özelleştirilmesiyle feodal sınıf geliştirilmiş ve enerji politikalarının sonucu yapılan barajlar tarımsal toprakları yutmuştur. Tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı geçimlik ekonomiye sahip Kürt halkının birikimleri tekellerin pazarlarında en düşük ücrete tabi tutularak gasp edilmektedir. Bu süreç mülkiyetin ataerkil yasalarla erkek lehine eşitsiz dağılımı veya kadının mülkiyet hakkından mahrum edilmesiyle derinleştirilmiştir. Savaş sürecinde binlerce köyün yakılması ve milyonlarca insanın göçertilmesi yoluyla halkın topraklarına korucular el koymuş ve tarım- hayvancılık ekonomisi olanaksız hale getirilerek, Kürdistan pazarı tümden tekellere muhtaç hale getirilmiştir. Köyünden kopartılan kadınlar kentlerin işsizleri, yoksulları ve en ucuz işçileri olmuştur. Bu nedenle kadın ekonomisini inşa ederek ve ekonomiyi kadın etrafında geliştirerek kadın emeğinin, bedeninin ve yaşamının öz savunmasını sağlamak her açıdan hayatidir. Antikapitalist ve sömürgecilik karşıtı bir ekonomi politika, kadın ekonomisinin öz savunmasının ruhudur. Kadın öz savunmasında ekonomik boyutu moral değer kuramı, emek teorisi, kapitalist olmayan ekonomi, emek mücadelesi ve alternatif ekonomi başlıkları altında değerlendirmeye almak gerekmektedir.

 

a)Ekonomide ahlaki değer; Kadın ekonomik alanda moral değerden düşürülmüştür. Ahlaki ilkeden yalıtılmış ekonomi talan, gasp ve el koyma ekonomisidir; kapitalist ekonomi kadın emek gaspı ile kendini sermaye gücüne kavuşturur. Kadın ekonomisini ya da kadına dayalı komünal ekonomiyi gerçek ekonomi olarak değerlendirmeye almak gerekmektedir. Rêber Apo ‘‘Mademki çocuğu karnında beslemekten tutalım, en zor doğum sonrası ayakta durabilecek hale getirinceye kadar kadın besliyor, evin besleme zanaatkârı da kadındır; o halde en temel güç kadındır. Cevabım gerçeğe daha saygılı sosyolojik bir cevaptır. Biyolojiyle bağını da kesin göz önünde bulundurarak. Kaldı ki, tarım devrimindeki rolü ve milyonlarca yıl bitki toplayıcılığıyla halen sadece ev içinde değil, ekonomik yaşamın birçok alanında da çarkı döndüren kadındır. Bilimlerin temelini atma onurunu taşıyan Antik Yunanlıların ekonomiye ev yasası, kadın yasası olarak ad koymaları da bu gerçeği binlerce yıl önce tespit ettiklerini gösterir.’’ Önderliğin bu değerlendirme ekonomide değer kuramını yeniden yapılandırmaktadır. İngiliz ekonomi politiği kavramı ve çalışması kapitalizmin sisteme dönüşmeye başladığı 17. ve 18. Yüz yıllarda gelişmeye başlayınca kadının ekonomisizleştirilmesinin ve değer ölçüsünün dışına alınmasının kuramsal süreci de başlar.

 

Üretimin, alım-satımın kanun, gümrük ve ticaretin devlet ile ilişkilerinin incelenmesine verilen ad ekonomi politiktir. Politik ekonomi denmesinin nedeni devletin ekonomi ile ilgili politikalarını incelemesidir. Ulus devletin kapital çalışması da diyebiliriz. Ekonominin devlet yasaları ile yönetilmesinin ve ulus devlet sınırlarında ekonomi kurallarının belirlenmesi olan Merkantilist kuram, devlet ekonomide korumacı bir rol oynamalı, dış satımı desteklemeli ve dış alımı sınırlandırmalıdır talepleri ile kapitalsit ticaretin gelişim kurallarını belirlerken ekonomiyi politikleştirir. Ekonomi politik kavramı devlet iktidarının ekonomi yönetimini tekeline almasının adıdır. İlerleyen süreçte ekonomi politik Adam Smith ile ekonominin yasalarının incelenmesine dönüşür. Ekonominin de doğa gibi yasaları olduğunu belirten Adam Smith, kar, ücret, sermaye, rekabet, fiyatlar, üretim ve tüketim dağılımı gibi kapitalist ekonomi kurallarını açıklayarak, bu ekonominin serbest piyasa kanunu ile sınırsız liberalizmle uygulanması gerektiğini savunur. Onun için cevapları verilmesi gereken soru, kapitalist ekonominin hangi politikalarla gelişimi yakaladığıdır. Geleneksel pazar ve üretim ilişkilerinin hızla terkedilmesini savunarak ekonomide değeri kapitalist kar temelinde belirler. Kapitalist ekonominin rekabet, fırsatçılık ve herkesin herkesle savaşı olan bencilliği ekonominin işleyişi için gerekli ahlaki değerler olarak bilimsel izahlara kavuşturur.

 

Marks ekonomi politik kuramını altyapı ve üst yapı açıklamasına bağlı olarak sınıfsal ilişkilerin tarihinin yasalarının açıklanmasına dayandırır. Ve ekonominin değerini emek olarak belirler. Ama işçinin emeğini değer olarak tanımlar ve kadın emeğinin yerini, işçi sınıfı dışındaki kesimlerin emek süreçlerini pek açıklamaz. Bu dar bir emek-değer tanımı olmaktadır ve emeğin ücretlendirilmesi üzerinden değeri saptama yaklaşımı ekonomide başka bir ahlaki probleme yol açmaktadır. Emeğin satışı ve pazarlanışı bu problemin adıdır. Kapitalist sisteme kadar efendi-köle ve feodal-senyör biçiminde gelişen ekonomik tekelcilik, ataerkil mülküyet hukukunun kadın emeğini gasp etmesiyle gelişebilmiştir. Tarım ekonomisinin birikimi, kadın emeği ve çocuk erkeğin ilksel sermayesidir. Bu nedenle kadın üretim sürecinden alıkonulamamıştır; kadın tarım, zanaat, tıp vb alanlarda üretim gücünün bizzat kendisi olduğundan daha fazla üretime koşturulup, emeği gasp edilerek sermaye artırılmıştır. Koca ve efendi arasındaki ilişki kadın ekonomisini iş bölümü halinde gasp etmek ve paylaşmaktır. Esasında iki sınıf vardır kadınlar ve erkekler sınıfı. Kadın emeği ekonominin temel değeridir; kadınlar üretir erkekler birikimi yönetir.

 

Kapitalist ekonomi ile topraksızlaştırılan, işsizleştirilen, yoksullaştırılan kadın ev kadını haline getirilerek toplumsal ekonomide iki büyük yıkım gerçekleştirilir. Birincisi, kadının üretimden kopartılarak üretim araçları ve ilişkilerinin tasfiye edilmesidir. Şimdiye kadar erkek kadının üretim birikimine ve emeğine el koymaktaydı ama bundan sonra üretim araçları ve ilişkilerine el koymuş ve ekonomiyi dolaysız çalmıştır. İkincisi, ev kadını haline getirme yoluyla üretim ilişkileri erkekleştirilmiştir. Ev işleri, çocuk bakımı işlerini üstlenen kadın sayesinde erkek kapitaliste çalışma süresi kazanır. Erkeğin emeği ücretlendirilen emek olduğundan değer kayması yaşanır ve kadının ücretlendirilmeyen emeği değer olarak görülmez. Kapitalizm geleneksel kadını yeniden üreterek, erkeği de üretim nesnesi yaparak işçileştirmeyi başarır. Önderliğin ‘kapitalizmin kadını ev kadını, ücretsiz işçi, seks kölesi ve metaların kraliçesi’ yaptığına dair tespit bu denklemi anlatır. Bu nedenle emek kuramını, değer teorisini yeniden kadın emeği ve değerleri üzerinde tanımlamak gerekmektedir. Kadın emeğini değersizleştiren ve hiçleştiren ekonomi politikalarını eleştirel yaklaşımla aşmak ve kapitalist olmayan emek-değer ölçülerini geçerli kılmak gerekir. Analık emeği, ev içi emek ve kapitalistleştirmeyen komünal ekonomiyi temel emek ve değer gücüne kavuşturacak bir kadın emek kuramını güncelleştiren mücadele gerekmektedir. Önderliğin belirttiği ‘Kadın ekonominin gerçek sahibidir’ tespitini kadın emek kuramının temel ilkesi olarak zihniyet değişimini başlatmanın ve ekonominin savunması yapılmalıdır.

 

b)Kadın emek hareketi, ücretsiz emek ve ucuz emek piyasası olan kadın emeğinin gerçek değerini açığa çıkaracak ve görünmeyen emeğini görünür kılacak bir ahlaki iktisat tavrını geliştirir. Kadın emek hareketi kuramsal iktisat çalışmalarıyla öncelikle kadının kendi emek değer bilincini, moral gücünü ve ahlaki ölçülerini geliştirir. Bu paralelde kadın emeğinin sömürülme biçimlerini açığa çıkarıp kadın emek hakları mücadelesini geliştirir. Mevsimlik tarım işçileri, ev içi emek, sosyal güvencesiz çalışma koşullarına ilişkin mücadeleyi örgütler. Bu konuda özgün kadın sendikalaşmasına gitmek gerekmektedir. Kadın sendikalaşması kadın emeğinin sömürülmesine karşı mücadele eder ancak bu var olan duruma karşı önleyici bir tedbir olmaktadır. Gerçek bir kadın ekonomi mücadelesi kadın ekonomisinin inşa edilmesidir. Çünkü mevcut kadın emek mücadeleleri kadının işçileştirilmesi ve kapitalistik ilişkilerde eşitlenmesi temelinde yürütülmektedir. Bu durum kadın ekonomisinin farklı biçimde tasfiyesini sağlamaktadır. Kapitalist üretim içinde çalışma hakkı, kar hakkının artırılması ve ev içi emeğin ücretlendirilmesi talepleri kadını kapitalist üretime açmaktadır. Bunun yerine kadın emek sürecini ve kadın ekonomi biçimlerini geliştirecek bir kadın emek hareketine ihtiyaç vardır. Bu kapitalist olmayan üretim biçiminin geliştirilmesidir.

 

c) Kapitalist olmayan ekonomi kadın ekonomisidir. Nedir kapitalist olmayan ekonomi? Kar amaçlı olmayan, değişim değerine ve ihtiyaca dayalı üretimlerdir. Komünal tarım işletmeleri, zanaatçılık, orta ölçekli işletmeler, ev ekonomisi bu kapsamda ele alınacak ekonomilerdir. Bu ekonomiye en güzel örneklerden biri Amed Hewsel bahçeleriydi; Hewsel bahçelerinin üretimi kadınlar tarafından yapılır ve bahçelerin ürünleri kadınlar tarafından pazara getirilirdi. Kuça Aşefçiyan kadın üreticilerin ürünlerini sattığı pazarın adıydı ve Amed’ in tüm meyve ve sebze ihtiyacını karşılardı. Amed’in kendine en çok güvenen, bağımsız ve özgür kadınları bu kadınlardı. Binlerce kadının üretim gücü olduğu Hewsel Bahçeleri ortaklaşmacı üretimin örneğiydi. Ancak 1992 yılında Refah Parti’li belediye yönetimi bu pazarı yeniden düzenleme adı altında özelleştirir ve sokağı dükkânlar biçiminde düzenleyerek ağırlıkta Hizbullah üyelerine satar. Muhafazakâr, kontra ve işbirlikçi Kürt erkeklerin ittifakının sağlandığı konulardan biri Hewsel’in ve Kuça Aşefçiyan’ı kadınlardan almak olmuştur. Çok uzak değil, Amed’te son 20 yılda ekonominin yeniden talanı gerçekleşmiştir. Hewseli, Kuça Aşefçiyan’ı bir kadın komünal ekonomi ve pazarı olarak zamanında belki kurtaramadık; ama günümüzde bu ekonomiyi kurtarma, geride kalanın üzerinden büyüterek, kent pazarına kavuşturarak onu kendini savunur güce kavuşturabiliriz. Aynı biçimde bêrivanlık Kürdistan’da en güçlü kadın ekonomilerinden biridir; Bêrivanlık günümüzde en üretken kadın ekonomisi olarak korunup değer kazandırılması gereken üretimdir. Tekstil, sağlık ve gıda sektörünün tekelleşmesi ve yayılmasıyla tasfiye olan en belirgin kadın ekonomisi terzilik, dokumacılık, el işi, bahçecilik, gıdanın stoklanmasına dayalı hizmet üretimleri, ebelik ve hekimlik, köy ve mahallerin ekonomik döngüsünü sağlardı. Bu ekonomilerin korunmaya alınması ve tekel karşısında savunulması için yeniden canlandırılmaya ve örgütlendirilmeye ihtiyaç vardır.

 

Kadın ekonomisini savunmanın en etkin yöntemlerinden bazıları, kadın kooperatifçiliğini, kadın zanaat atölyelerini, kadın tarım alanlarını ve kadının üretim ürünlerini sergileyeceği pazarları oluşturulmakla mümkündür. Kadın Kooperatifleri tekel, ataerkil aile ve sömürgeci politikalar karşısında kadın ekonomisini savunmanın araçlarıdır. Kadın kooperatifi ve pazarları kurarak bu ekonomiyi kendini savunacak düzeye getirmek gerekir. Bahçecilik Kürdistan’da hala bir kadın ekonomisidir; bahçe ürünlerinin stoklanması ve satışını kadın pazarları ve kadın kooperatifi ile geliştirmek en olanaklı bir durumdur. Berivanların üretim sürecinde açığa çıkan ürünlerini tekel pazarının ürün ve fiyatları karşısında değer gücüne kavuşturmanın en etkili yolu yerel ürün pazarlarının kurulmasıdır. Kadın tekstil atölyelerini yaygınlaştırarak kadın dokuma ve terzilik mesleklerini canlandırmak, el işi ürünleri yeniden bir sanat değeri olarak güncellemek yerel kooperatif ve yerel Pazar mekânlarını oluşturmakla ilgilidir. Ancak kooperatifleşme ve yerel pazarlar paralel inşa edilmediğinde başarı yakalanmaz. Bu ikili inşa ile yerel, ortaklaşmacı ve işleyen bir ekonomi üretimine ulaşılır. Kadın ekonomi festivalleri, panayırlar ve sergiler ekonomide kollektif bilincin açığa çıkarılacağı araçlar olduğu kadar bir kültürleşmeye yol açarak kalıcı değerlere ulaşmamızı sağlar. Zaten ekonomik değerlerini festival, panayırlar ve sergiler yoluyla değişim değerine kavuşturma bir kadın ekonomisi kültürüdür. Bu yöntemler sayesinde kadın ekonomisi hem inşa edilir hem de kapitalist pazar dışına çıkılabilir. Böylelikle kadının emeğini kapitaliste sunmasının önü alınabilir.

 

Gerçekçi kadın emek mücadelesi ve kadın ekonomisinin öz savunması bu sayede sağlanabilir. Kadın ekonomisini korumak kadar, üretim güçlerinden tamamen uzaklaştırılmış kadını yeniden üretim güçlerine kavuşturarak öz savunma gücüne sahip kılabiliriz. Toprak, üretim aletleri ve uzmanlık bilgileri temel üretici güçlerdir ancak bunlar kadından çalınmıştır. Bu üretici güçlerin en az kadından çalınması kadar tehlikeli ve öz savunma gücünü kıran bir diğer gerçeklik de kadınların bu konuda yaşadıkları yabancılaşmadır. Kadının tüm ekeonomik projelerinde toprak esas alınmak zorundadır. Bunun için kadına sistemin yaşattığı bu yabancılaşma hızla aşılmalıdır. Tarım kültürü, toprağı işleme ve ürün alma bilgileri ve daha pek çok konuda bugünkü dünyada ve çağda yaşayan milyonlarca kadın cahil konumundadır. Kadının toplumsallığı yaratan bu en temel yeteneğini ve bilgeliğini yeniden kazanması bir ekonomik devrim olduğu kadar kapitalist sistem karşısında esaslı bir öz savunma eylemi de olacaktır. Bu nedenle, başta Rojava olmak üzere kadının toprak sahibi olmasını sağlayacak bir toprak reformunu gerçekleştirmek gerekir. Kuzey açısından ise kadının toprak hakkını talep eden ve talepleri hayata geçiren bir kadın ekonomi mücadelesine ihtiyaç vardır. Özellikle toprakları elinden alınan, yurtlarından edilen kadınların topraklarını iade edecek, zozanların ortak kullanıma açılmasını mümkün kılacak özelleştirmeye ve ataerkil miras paylaşımında kadını yok sayan hukuka karşı, kadının mülkiyet hakkını erkek ile eşit paylaşım temelinde sağlayacak hukuk mücadelesi gerekir. Bu durum kadının müzakere süreçlerinde bir kadın hak talebi olarak gündemleştireceği bir konudur aynı zamanda. Kadını bir mal olarak ele alan ve malın mübadelesi biçiminde bir erkek ekonomisi olan berdel, başlık parası ve kan davalarında barış için yapılan rehine evlilikleri ahlaki yargılamalarla teşhir, tecrit etmek kadar, bir kadın ticareti olduğu bilinciyle daha aktif ve müdahaleci yöntemlerle engellemek doğru bir kadın öz savunması olacaktır.

 

Başlık parası, berdel ve barış rehinesi durumunda olan kadınları mahkûm edildikleri mekânların dışına çıkarmak ve güvenlik altına almak, bu kadın bedenin mübadelesini yapanları cezalandırmak kadın bedeni üzerine kurulan ticareti çökertir. Kürdistan’da bu kadın ticareti engellenmeden kadın ekonomisinin korunması mümkün değildir. Çünkü bu ticari ilişkiler, kadını bu süreçlere tabi tutarak bir ekonomik güce ulaşmak kadar, kadını sürekli mülksüzleştirir. Bu ataerkil evlilik ekonomisi ağır çalışma koşullarını, dışlanmayı ve ötekileştirmeyi bir kader gibi kadına sunar. Aileler arası ilişkilerin bozulması durumunda kadın ne çocuklar, ne de aile mirasından hiç bir hak talebinde bulunamaz. Çünkü fiyatı önceden belirlenmiş ve satın alınmıştır. Bu nedenle bu evliliklere mahkûm edilen kadınların ekonomik haklarını, emek haklarını ve velayet haklarını gündemleştirerek hak kazanımlarını hayata geçirecek uygulamalara gitmek, bu ticareti yapan erkekler üzerinde caydırıcı etkilerde bulunacaktır. Bu temelde;

1.Ekolojik olmayan tüm ekonomik anlayış ve projelerle mücadele etme ve ekolojik ekonomi projeleri geliştirme atölyeleri.

2.Kadın Toprak Reformu.

3.Kadın Kooperatif Hareketi.

4.Kadın Ekonomi Politiği ve Emek-Değer Hareketi.

5. Kadın Emek Hareketi Olacak Kadın Sendikalaşmaları.

6. Kadın Zanaatçılığının Canlandırılarak Örgütlendirilmesi.

7. Kadın Pazarları ve Kadın Üretim Festivalleri-Fuarları.

8. Mülkiyetin ve mirasın Eşit Bölüşümü hukuku.

9. Başlık Parası, Berdel, Kumalık vb ataerkil kurumların kadın ticareti kapsamında insanlık suçu ilan edilmesi.

10. Tekel ve Özelleştirilmiş üretim araçlarının (Toprak, iş makinaları, mera ve suların vb Kamulaştırılması.

11. Yoksulluk ve işsizlik ile mücadele ve çözümler üretme platrormları.

12. Çocuk Sahibi Her Kadının Ulusal Gelirden Özel Pay alması gibi ekonomik inşa ve mücadeleler ile kapitalist ve feodal tekelcilik karşısında öz savunmaya alınması gerekmektedir.

13- Kadının ev içi ve tüm iş alanlarındaki emeğini sömüren erkek anlayışı ile eğitimle, değişim-dönüşüm projeleri ile mücadele platformları.

 

DERLEME 19.BÖLÜM

 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

KADIN ETRAFINDA GELİŞTİRİLECEK BİLİM, DOĞRU SOSYOLOJİYE ATILMIŞ İLK ADIM  OLACAKTIR

KADIN ETRAFINDA GELİŞTİRİLECEK BİLİM, DOĞRU SOSYOLOJİYE ATILMIŞ İLK ADIM  OLACAKTIR

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (1. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (2.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (3. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (4. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (5.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (6. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (7.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (8.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (9.BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (10. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (11. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (12. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (13. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (14. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (15. BÖLÜM)

DÜNYA KADIN TARİHİ ÜZERİNE DERSLER (16. BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (GİRİŞ)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (3.BÖLÜM)

KÖLELİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN KAPILARIMIZ (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (4.BÖLÜM)

KÖLELİĞE VE ÖZGÜRLÜĞE AÇILAN KAPILARIMIZ (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (5.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (1.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (2.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (6.BÖLÜM)

TOPLUMSAL CİNSİYET (1.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (7.BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (3. BÖLÜM)

JİNEOLOJİ ÜZERİNE (4.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (8.BÖLÜM)

TOPLUMSAL CİNSİYET 2.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (9.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (10.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (11.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (12.BÖLÜM)

JİNEOLOJİYE DOĞRU SOSYOLOJİYE ADIM ATMAK

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 14.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 15.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 16.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (17. BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 18.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (19.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (20.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI (21.BÖLÜM)

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 22.BÖLÜM

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 23.BÖLÜM (SON)