PARTİ TARİHİ (22.BÖLÜM)
PARTİ TARİHİ (22.BÖLÜM)
0 Yorum
08-10-2021
 

1993'e girdiğimizde, ’93 Mart Nevrozu’nda bilinen ateşkes gündeme geldi. TC, gerçekten hazırlıksızdı. Emperyalizm, böyle bir şey beklemiyordu. Özellikle onlar farklı hazırlanıyordu. Buna hiç hazırlıklı değillerdi. İşte ateşkes tam da böylesi bir ortamda gündeme geldi ve getirilmekle de düşmanın birçok planı alt üst edildi. Öyle oldu ki düşman ne yapacağını şaşırdı. Hazırlıksız yakalandı. Tümüyle politika PKK'nin inisiyatifine geçti. TC politikasız kaldı. Hatta Avrupa politikasız kaldı. Her şey bir anlamda PKK'nin eline geçti. Bu da önemli politikada. Düşmanı çıkmaza sokmak, düşmanı yanıltmak, çaresiz bırakmak. Düşmanın taktiğini boşa çıkartmak, kendi taktiğine işlerlik kazandırmak. Önderliğin ateşkesi gündeme getirmesinin nedeni buydu. Burada amaç neydi? Bir kere bu ateşkesle, Newroz’da gerçekleştirilmek istenen katliamın önüne geçmekti. Bir buydu. Gerçekten TC katliama hazırlık yapmıştı. Kitle katliamıyla kitleyi sindirmek, gerillayı yalnızlaştırmak, soyutlamak böylelikle işi bitirmek istiyordu. Bunun önüne geçildi. Bütün hazırlığı bunun üzerineydi. Taktiği de bunun üzerineydi. ’93'ü birazda TC böyle hazırlamak istiyordu. Bu boşa çıkarılınca TC'nin ’93 planlaması daha o ateşkesle bozuldu. Bir türlü de kendini toparlayamadı. Bu bizim için önemli bir fırsat, toparlanma imkanı, savaşma imkanı kazandırdı. Yine bununla Güney sahasındaki işbirlikçilerin bütünleşmesi engeldi. YNK ile KDP'nin birleşmesi ve bunların o sahayı karşı devrimci bir saha haline getirmesinin önüne geçildi. TC'nin bunlarla, o sahayı bize karşı kullanmasının önüne geçildi ve başarıldı. Eğer öyle olmasaydı YNK, KDP ve TC ittifakı, o sahayı bize tümden kapatacaktı. Kapatmakla da kalmayacaktı, oradan Kuzey’in devrimini boğma planları gelişecekti. Bunun önüne geçildi, engellendi. Amaç buydu.

Nasıl önüne geçildi? Biraz da YNK kullanılarak, YNK ile TC'nin ilişkileri zedelenerek bunun önüne geçildi. Dikkat edilirse daha sonra Celal, TC'ye gitmekten çekindi. TC Celal'i hain ilan etti. Bunlar önemlidir. Bu, böylelikle o sahada geliştirilmek istenen komplonun boşa çıkarılması oldu. Buda önemli bir husus. Yine her ne kadar yargılanma süreci başlatılmışsa da, bunlar konferanslarla tamamlanmak isteniyordu. Hala konferanslar tamamlanmamıştı. Bize zaman gerekiyordu. Bu zamanı kazanmak gerekiyordu. Güçlerimizi düzenleyebilmek, mevzilendirmek ve savaşa hazır hale getirebilmek için bu gerekiyordu. Önemli bir savaştan çıkmıştık, hala o savaşın yaralarını sarmamıştık. Sarmamız gerekiyordu. Hazırlıkları gözden geçirip, hazırlıkları tamamlamak gerekiyordu, buna göre mevzilenmek gerekiyordu. Bunun için zaman gerekiyordu. İşte bu zamanı kazanmak, savaşı daha üst bir boyuta yükseltmek için gerekliydi. Yine mücadelemizin öteden beri ortaya çıkardığı sonuçlar vardı. Bu sonuçların Partinin emrine sunulması gerekiyordu. Ateşkesin bir nedeni de buydu. Yani legal ve diplomatik alan bu mücadeleyle açılmıştı. Bu mücadeleyle bunun değerlendirilmesi gerekiyordu. Yine Ulusal Meclise meşruluk kazandırılması gerekiyordu. Bunun biraz sahasının açılması gerekiyordu. Ateşkesin bir amacı da buydu. Diğer bir amacı, TC'yi taktiksiz, çözümsüz bırakıp zorlamaktı. Uluslar arası düzeyde de zor durumda bırakmaktı. Savaşan tarafın PKK olmadığı TC olduğunu ortaya çıkarmaktı. Bir amacı da buydu. Yine uluslar arası düzeyde, TC diplomaside atak yapmıştı. Bize epey sahayı daraltmıştı. Ateşkesle TC'nin bu kazanımlarını daraltmak kendimize uluslararası düzeyde hareket sahası açmak hedeflendi. Bir amaçta buydu. Yani böylesi amaçları vardı bu ateşkesin.

Bütün bunlar neye hizmet edecekti? Güçlerimizin derlenip, toparlanıp, hazırlık yapmasına ve taktiğimizin işlerlik kazanmasına hizmet edecekti. Bütün bunlar bunun için yapılıyordu. Buradan giderek, bir alanı kurtarmaya yönelme. Nasıl ki TC ’91 ve 92'deki çabalarıyla Güney'deki savaşta bizi bitirmek istediyse, onunla tamamlamak istediyse, taktiği bu idiyse, Parti Önderliği'nin de çabalarının özü taktiğe işlerlik kazandırılması idi. Bu amaca varmak için bu adımlar atıldı. Ki ateşkes bunun adıydı. Böylesi kapsamlı amaçları vardı. Ama çoğu bunu nasıl anladı? Farklı anladı. Dışımızdakiler zaten şaşırmış. TC'sinden Avrupa’sına kadar. Hata bizim arkadaşlarımızın çoğu da şaşırdı. Bazıları zannetti ki gerçekten “Türkiye ile siyasi çözüme gidiyoruz”. Türkiye ile siyasi çözüm hemen basit bir olay değil. Evet, bir gün gündeme gelebilir. Ama, ne zaman gündeme gelir? O ayrı bir olay. TC hemen o zaman bizimle siyasi çözüme girmeyecekti. Ve TC siyasi çözümü kabul edecek anlayışıyla o karara ateşkes kararına varılmadı. Böyle bir şey yoktu. Olmayacağı da açıktı. Ama birçoğu böyle anladı. Sanki savaşı bırakıyoruz siyasi çözüm gelişiyor, sorun çözümleniyor. Tabi işin özünü bilmedikleri için bir çoğunda da bu rahatlamaya yol açtı. Bazı alanlarda gerilla birimlerimiz bile böyle değerlendirdikleri için kendini koyverdi, yitirdi. Hazırlıklarını yapmadı. Halbuki bu bir hazırlık süreciydi savaş için. Bu sürecin böyle değerlendirilmesi gerekiyordu. Güçlerin düzenlenmesi, mevzilerin düzenlenmesi ve ilişkilerimizin yeniden ele alınıp düzenlenmesi, mevzilerin düzenlenmesi ve ilişkilerimizin yeniden ele alınıp düzenlenmesi, yeraltı sistemlerin düzenlenmesi savaşçı alınıp eğitilmesi, var olanın daha da güçlendirilmesi, lojistik sorunların halledilmesi... Yani bir bütün olarak bu süreçte savaşa kapsamlı olarak hazırlanmak gerekiyordu. Bunun olanağı yaratılmıştı. Ama bu değerlendirilmedi. Fark edilmediği için, anlaşılmadığı için....

Gerçekten ateşkesle istenen sonuçlar yaratıldı. Hem de fazlasıyla yaratıldı. Amaçta buydu. Bunlar, yaratıldıktan sonra, ateşkes zaten bir kenara bırakıldı. Tekrar savaş gündeme getirildi. Düşman bunun ardından topyekün savaş ilan etti. Yani düşmanda biraz fark etti. Aslında bu gün de diyorlar, birbirlerini suçluyorlar. İşte 'Nasıl ateşkes kabul edildi nasıl oyuna gelindi? Nasıl Celal böyle yaptı? Ordu nasıl buna yattı?...' hepsi birbirlerini suçluyorlar. Birde başarısız oldukları için, öteden beri bir politika geliştiren bir ekip vardı. Her şeyi bu ekibin başına yıkarak, bu ekipten hesap sormaya gittiler ve peş peye tasfiye ettiler bunları ..... olarak hem de. Bu ateşkesle bağlantılı bir olaydır. Yani demek ki ateşkes, düşman cephesinde, onarılması güç gedikleri açtı, yaralar açtı. İşte politika budur. Taktik budur. Ateşkesle hem düşman politikası kırıldı, hem çıkmaza sokuldu, hem inisiyatifsiz kılındı, hem de taktiğimizin işlemesi için birçok imkan ve saha yaratıldı. Eğer ’93 gelişmeleri bu biçimiyle ortaya çıktıysa buraya bağlıdır. Eğer daha iyi değerlendirilseydi daha iyi sonuçlar alınacaktı. Yoksa gerçekten düşman, epey zorlardı. Belki sonuç alamazdı ama düşman birazda kendi lehinde bazı sonuçlar yaratabilirdi. Mümkündü. Bu daha çok sonra kavranacaktı.

Böyle bir dönemde Tolhıldan eyaletimizde gerçekleştirilen bir katliam var. Eşref Bitlis planının bu eyaletimize uygulanması var. Neden bu eyalete uygulandı? Çünkü PKK biraz da bu eyalette ortaya çıkmıştı. Burada bitirmek gerekiyordu. Bir nedeni budur. Çünkü PKK'nin Kürdistan'a girişi buradandır. Buradan mı girdi? Buradan mı gelişti? O zaman buradan bitirmek gerekir. Bunun için Tolhıldan'a bu plan uygulandı. Diğer bir nedeni, Tolhıldan oldukça stratejik bir eyaletti. Hem Kürdistan açısında hem Türkiye açısından. Çünkü Türkiye'yi Kürdistan'a bağlayan karayollarının ikisi -tümü üçtür hemen hemen-buradan geçer. Demiryolları iki üç tanedir, büyük kesimi buradan geçer. Böylesi bir konumu da var. Yine bu eyaletten Türkiye devrimini geliştirmek mümkün. Böylesi bir konumu da var. Bu açıdan önemli. Tarihe bakalım, tüm direnme hareketleri, ister mezhep temelinde, ister sınıf temelinde olsun, hatta ister bireysel olsun, iç anadolu'dan tut hepsi buraya dayanır. Bu araziye dayanır. Orayla yaşar. Yine azınlıklar, buraya dayanarak kendini yaşatır. 12 Mart'ta Denizler yine buraya dayanarak Türkiye'de gerillayı başlatmak istediler.

Böylesi önemli bir yer. TC'de bunu bilir. Bildiği için de biraz buraya özel önem verir. İşte bunun için de buraya devrimi üstlendirmemek gerekiyor. Çünkü buraya üstlenen devrim, gerçekten hem Kürdistan'ı hem de Türkiye'yi geliştirecek. Türkiye açısından Türkiye'yi kalbinden vuracak. O açıdan buranın tasfiye edilmesi gerekiyor. Tolhıldan’ın seçilmesinin böylesi nedenleri var. Birde tabii Tolhıldan'nın başında kendi adamları var. Elbette ki bununla yapacaklardır. Diğer yerlerde o yok. Şimdi bunu gerçekleştiren kimdir? Bunu gerçekleştiren Terzi Cemal denen unsurdur. 3. Kongreden sonra alana gidiyor. Çeşitli dönemler gelse de, esas olarak o alanda kalıyor. Bu adam tam da bu katliamı, bu tasfiyeyi ateşkes sürecine denk getirdi. O da çok anlamlı. Yani parti taktiğini bu biçimde boşa çıkarmak, öyle bir amacı var. O dönemde dikkat ederseniz H. Yıldırım denen unsurun bir açıklaması olmuştu. 'Yakında göreceksiniz' ki ben -o zaman ameliyat olmuştum- radyodan dinlediğimde, arkadaşlarda vardı. 'Bu alçak konuşuyor. Birşeyler çıkacak. Ve de Güney Batı’da çıkma ihtimali büyük' demiştim. Ve çok geçmeden gerçekten öyle ortaya çıktı. Çünkü H. Yıldırım'ın orayla bağlantıları sürüyordu. Biliyordu, haberliydi. Terzi Cemal öyle sıradan bir adam da değil. Özel Savaşı en üst düzeyde yürütenlerden biridir. Zaten kendi deyimidir, Özel Savaşı çok iyi bildiğini söyler ve doğrudur Özel Savaşı en iyi bilen ve en iyi uygulayanlardandır.

Bir eyaleti tamamen bitirmiştir. Zaten niyeti de budur. Fakat bu eyaletle sınırlı kaldı. Bunu öyle bir örgütlüyor ki, farketmek, anlamak, ancak PKK'yi çok iyi tanımakla mümkündür. Başka türlü biraz zor. Daha kış gelmeden, kışın ne yapacağını söylüyor. Bazılarının yanında söylüyor aslında. 'Bir kış gelsin. Ben bilirim ne yapacağımı.' Ve kışa kadar yapıyı hazırlıyor. İstediği biçimde hem de. Tüm o eyaletteki başarısızlıkların nedenlerini şu veya bu biçimde, şuna buna yükleyerek ve inandırarak. Tabii ki tüm eylemini Parti Önderliği'nin adını kullanarak, Parti Önderliğini'nin çözümlemelerini kullanarak geliştiriyor. Bunun da kullandığı şey o. Yapı biraz da bundan ötürü gerçeği göremiyor, kavrayamıyor. Bu yapıyı kendine göre hazırladıktan sonra planını uyguluyor. Tek tek her insanla konuşarak, herkesi ikna ediyor. Ondan sonra senaryoyu başlatıyor Ömer denen unsurla. Aslında ikisidir bu tasfiyeyi örgütleyen. Daha önceden başarısızlıkların nedenlerini koyuyor. Ajanlardan bahsediyor. Özel Savaştan bahsediyor. Eşref Bitlis planından bahsediyor . Yani gerçekle gerçek olmayanı karıştırarak veriyor. Böyle zaten yapıyı ikna ediyor. Yapıyı hazırladıktan sonra, senaryoya başlıyor. Önce Ömer, sonra sözüm ona o da ajanları, kontraları, vejinciler ve isimler üzerine senaryo hazırlıyor. Hep de böyle yemlik seçiyorlar. Biraz partiye de bağlı, dürüst. Ama birazdan bunlarında bazı şeyleri var. Hataları, eksiklikleri. Yani iyi tespit ediyor. Zaten bir kesimini tamamen kendisine bağlamış . Bir suçlu durumuna düşürmüş, ondan sonra kurtarmış. Bu yapının şahsında diğer tüm yapıyı teslim alıyor. Yaptığı şey aslında, Diyarbakır zindanında Esat Oktay'ın yaptıklarının aynısıdır. Diyarbakır zindanının Engizeklere taşınması olayıdır. Hatta bazı yönleriyle onu da aşmaktadır. Korkunç işkenceler yapıyor. Bu arkadaşların hiç biri yargılanmadan işkenceyle, düzmece şeyler kabul ettirilerek bunların hepsi katlediliyor. 17 kişi katledildikten sonra bize telefon açıyor. Kindisi de değil. Başkalarına telefon ettiriyor.

Eyaletimizde şöyle bir komplo ortaya çıkmış 17 kişi tasfiye edilmiş, 13 kişi de tutukludur, Avrupa'dan tut Parti Önderliği'nin yanına kadar ajanlar, kontracılar, vejinciler her düzeyde partiyi ele geçirmiş. Durum bu. Yani aslında yaptığı partiye inancıda bitirmektir. Yani parti ajanların elinde. Bunu da geliştirerek sadece o eyaletle değil, partinin tümünü hedefliyor. Aslında sözümona 40 kişiyi tespit etmişler vuracaklar. Böyle bir telefon geldiğinde çok şaşırdım, onlara dedim ki “O kadar ajan, kontra olsa tek biriniz orada sağ kalabilir mi? Siz deli misiniz? Biraz akıllı olun. Bu işte bir iş var. Biraz mantıklı olun, biraz doğru hareket edin. Siz kendinizi yitirmişsiniz. Diğer tutukluların hiçbirine bir şey yapmayacaksınız. Ajan olsa da yapmayacaksınız. Belgelidir diyorsunuz. O belgeleri ve Terzi Cemal ile o Ömer denen kişiyi sağlıklı hemen bize ulaştırmalısınız. Uygulamalar da tümden durmalı”. Bu telefonu açanlar da doğruyu söylemiyorlar. Diyorlar ki; 'Biz falan yere gideceğiz. Geri kalanları o 40 kişiyi temizlemek için dağılmışlar'. Demiyor; 'Ben Binboğa'ya gidiyorum. Orada bazıları var, öldüreceğim' onu söylemiyor. Gizliyor onları. O zaman Parti Önderliği'yle hemen ilişki kurduk. Parti Önderliği bir grup hemen çıkardı. Telsizlerle bağlantı kuruldu. Hemen bir talimat güçlere verildi. 'Tüm uygulamalar duracak, kimseye dokunulmayacak, resmi olarak ajanlığı ortaya çıksa da kimseye dokunulmayacak. Yargılamalar, tutuklamalar duracak. O iki unsur belgelerle hemen bize gelecek, gelen grubun talimatlarına göre hareket edilecek. Bu hemen iletildiği için ve orada bazı arkadaşlarla konuşulduğu için -Parti önderliği konuştu- o talimat hemen sağa sola iletildi ve diğer arkadaşlar öyle kurtarıldı. Yoksa 40-50 kişi gidebilirdi. Yani bir şey kalmazdı.

Adam bir taraftan bunu yaparken, diğer taraftan katledeceği kişilere de şunu yaptırtmak istiyor, bu sefer bunları birbirine vurdurtacak. Öbürlerine diyor ki 'Diğeri de vejinci' Bunlarla vurmak istediğini vurdurtuyor. Ondan sonra bunları birbirine vurdurtacak, hiç bir suç delili ortada bırakmayacak. İşte Parti Önderliği'nin o talimatı yetiştiği için, 17 arkadaşın dışındaki arkadaşlar kurtarıldı. Yoksa çok büyük bir felaket olacak. Tabii kendisinin de izahı var bu konuda. Broşürde çıkmıştı. Yani bu unsurun, çok ilginç yöntemleri var orada. Mesela ’91-92’de peş peşe buradan gönderilen arkadaşlar var. Çok değerli arkadaşlar var. Bir kısmını biz seçip göndermiştik. Güney Batı'yı güçlendirmek için göndermiştik. Bunların tümü pusularda, iki iki, üç üç hepsi götürülüyor. Hiçbir arkadaş demiyor yani bu arkadaşlar niye bu pusularda şehit düşüyor. Nedeni nedir? Kendisinin yanında arkadaşlar katlediliyor, şehit düşüyor. Kendisine hiç bir şey olmuyor. Öyle ki hem de gündüz panzer, helikopter ki kurtulma şansı binde bir, arazi açısından ele alınsa orada kalan arkadaşlar bilir. Orada kurtulmak mümkün değil. Hepsi şehit düşüyor. Kendisi tek kalıyor. Uygulamak istediği bu eylemlerle yapının tümünü tasfiye etmek.

Parti Önderliği'nin haberi oluyor. Müdahale edip durduruyor. Hiç bir arkadaş da düşünmüyor 'bu nedir?' Bu kadar da saf arkadaşlar. Birçok insana karşı uyguladığı yöntemleri var. Birbirleriyle çelişkiye düşürmek, görev yükleyip -biliyor o görevi yerine getiremeyecek- onun altında ezip suçlu konuma düşürmek, ya kaçırtmak, ya intihar veya hatta idam ettirmek istiyor. Böylelikle kendine bağlamak istiyor. Böyle ilginç taktikler izliyor ve yapının tümünü teslim alıyor. Daha sonra bu katliamla yapının tüm işini bitiriyor. Öyle yapıyor ki ölen aslında kurtuluyor. Kalanlar ölenlerden beter oluyor. Nasıl bunu gerçekleştiriyor. Bir kısmını işkenceye alet ederek, işkence yaptırtarak. Bir kesimini dinlettirerek. Böylesi ilginç yöntemleri var. Mesela Diyarbakır'da Esat Oktay, nasıl koğuşlara baskın yapıyor, uykulardan kaldırıyor, yapıda bir tedirginlik, ne zaman basacaklar, ne zaman kimi götürecekler belli değil. Bu yöntemi izliyor. Gece yarıları koğuşlara dalarak, götürülüyor. O yapı hepsi tir tir titriyor. 'Bana sıra ne zaman gelecek' yani ölen bir anlamda kurtuluyor, ama kalan diğerleri her gün ölüp ölüp diriliyorlar Ne inanç kalmış, ne moral kalmış, ne yoldaşlık kalmış, herkes kendisinden endişeli, herkes birbirinden endişeli. Böylesi bir yapı. Tabii ki bunun gelme meselesi çok ciddi bir meseledir.

Parti Önderliği telsizle konuşarak ve diğer deryaları konuşturarak, bu temelde - biliyordu bu konuşmaları Terzi Cemal'in eline geçecek. Ve gerçekten alıyor, okuyor ve inanıyor bu konuşmalara- ve öyle geldi aslında. Yoksa mümkün değil gelmezdi. Ama böyle gelebildi. Gelirken yolda iki kez telefonlarla görüşüyor. Hiçbir arkadaşı da yaklaştırmıyor. Konuşuyor tabii. Buna gitme falan diyorlar. Bu telsiz konuşmalarını anlatınca git diyorlar. Orada şu da söylenmişti. 'Bu işi başarmış olabilir. Gerçekten öyle bir şey de olabilir. Büyük bir işte başarmış olabilir tabii ki bilmiyoruz. En doğrusunu onlar izah ederler. Birde gelirse Karargah çalışmalarına katılır' vb. şeyler vardı. Buna inanıyor gerçekten. Onu getiren bu. Fakat çok kurnaz. Bir kere belge dediği bir şey yok ortada. Getirmişti ben baktım. Adam dikte ettirmiş onları getirmiş. Diğer ifadeler yok. Yine onu kurtaracak tek kişi Ömer’di. Başka hiçbir şey kurtaramaz. Ömer’i de kaçırtıyor. Ömer gelse gerçek ortaya çıkacak çünkü. Gerçekten onun dediği gibi olsa, ne yapıp edip Ömer'i getirmesi gerekirdi. Bizim bildiğimiz Terzi'de öyle bir Terzi. Tabi ki bilinçli bir kaçırtma. Hiçbir şey ortada kalmasın diye bunu yapıyor ve öyle geliyor. Tabi peş peşe müdahaleler yapıldı. Bu arkadaşlar şehit ilan edildi. Diğer yapı zaten ölü gibiydi. Onları o durumdan kurtarmak için. Müdahaleler yapıldı. Halen de bu giderilmiş değil. Terzi Cemal olayı da öyle basit bir olay değil. Yani iyi hesaplanmış, iyi düzenlenmiş, zamanlaması iyi ayarlanmış ve öyle uygulanan bir tasfiye. Kendisi diyor 'daha sonbaharda Diyarbakır'dan gelen bir ekip Eşref Bitlis planının nasıl olacağını, uygulanacağını, o eyalete nasıl uyarlanacağını konuştu. O görüşmeden sonra kışa hazırlık yaptım ve kışın uyguladım'. Ki Eşref Bitlis planı neydi? PKK'yi ezmeydi, bitirmeydi.

CEMİL BAYIK ( HEVAL CUMA ) 22.BÖLÜM

 

 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

PARTİ TARİHİ (1.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (2.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (3.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 4.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 5.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 6.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 7.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ (8.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (9. BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 10.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ (11.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 12.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (13.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 14.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 15.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 16.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ (17.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (18.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (19.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (20.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (21.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (22.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 23.BÖLÜM (SON)