PARTİ TARİHİ 15.BÖLÜM
PARTİ TARİHİ 15.BÖLÜM
0 Yorum
29-09-2021

Yapılan pazarlığın özü şuydu, PKK devrimci özünden uzaklaşacak, TC de böyle bir PKK'yi kabul edecek. Yeni bir PKK ile Kürt sorununun çözümünü halledecek. TC, o bilinen inkarcı politikasından vazgeçecek, kültürel haklarını tanıyacak, TC de demin belirttiğimiz tarzdaki PKK'yi kabul edecek. Böylelikle işbirlikçi bir çözüm ortaya çıkacak. Böyle bir anlaşma var. Anlaşma bu temelde olduğu için, bunun kadrolarını da oluşturma çabaları var Bunda da epey sonuç alınmıştır. Özellikle Batman kadrosundan tek biri dahi tutulmamıştı. Hepsi bırakılmıştı ve devlet bunlara milyonlarca liralık kredi vermişti, işbirlikçiliği pazarlamak için. Tek bir Batman kadrosu ciddi bir ceza almamış, hem de cezaevinden çıkmıştır. Bu Batman üzerinde de bir pazarlığın olduğunu gösteriyor. Böylelikle Batman’ın devrimci mücadeleye, PKK’ye kapatılması isteniyor. Tarih boyunca Kürdistan'ın sömürgeleştirilmesinde Elazığ önemli bir yeri kapsar. Tüm uygulamalar orada gelişir ve dalga dalga Kürdistan'a yayılır. Daha sonra bu merkez rolünü Dersim aldı. Kürdistan'da oluşturulmak istenen her şeyin proto-tipi orada oluşturulur, sonra dalga dalga Kürdistan’a egemen kılınır. Daha sonraları ise bu merkez Batman olmuştur. Batman’dan Kürdistan’a gelişen mücadele boğulmak istenmiştir. Cezaevinde o rehabilite denen politika gerçekten uygulanmış ve sonuç alınmıştı. Cezaevi Önderliği 82 ölüm orucuyla şehit düştükten sonra, cezaevi örgütü önemli ölçüde Şener'in eline, denetimine geçer. TC ve Şener cezaevi üzerine o bilinen politikayı geliştirirler.

 

Sonuçta kişilikte, düşüncede çarpık, örgüte, disipline gelemeyen, her türlü tehlikeye açık bir kadro yapısı otaya çıkar. Tabii ki bu, Şener’in ve TC’nin geliştirdikleri projeyi uygulama zeminiydi. Ve buna güven duyuyor. Aslında güvenmemeleri içinde de fazla bir neden yok. İşte Şener çıkınca bu kadronun PKK’yi ele geçirmesi için yavaş yavaş bırakılması gerekiyordu. Ve biliyoruz ki TC bir dönem bu kadroyu birlikte bıraktı. Bu bırakma işini ta ki işlerin bozulduğunu fark edince durdurdu. Daha sonra bırakma olmadı. Şener biraz o cezaevi kadrosuna bel bağlamıştı. Biraz da ülkede yaşanan pratik ve bu pratiğinin yarattığı sonuçlara bel bağlamak istiyordu. PKK'nin üzerinde bununla sonuç almak istiyordu. Aslında bu faaliyetlerini gerçekleştirmek için 2. Konferansı araç olarak kullanmak istedi. Kendisine göre sonuç aldığını sanır, halbuki öyle bir şey söz konusu değildir. PKK'yi ele geçirebileceğine kendisini gerçekten inandırmıştır. Artık tüm çabası kongreyi ele geçirmeye yönelikti. Kendisine göre yaptığı hesaplar var, ülkedeki pratik önderlik, merkez başarısız. Bundan dolayı eleştirilmiştir. Yine Önderlik kongreye katılmaz. Kala kala kendisi var, herhalde kendi öncülüğünde gerçekleşir. Dolayısıyla da kongreyi rahatlıkla ele alabilir. Tabi ki Şener için Parti Önderliği önemli. Kendisi de çok iyi biliyor ki, kongreyi de ele geçirse, yaşadığı müddetçe Parti Önderliği, PKK'yi ele geçirmeyecektir. O zaman Parti Önderliği'nin de ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun tedbirlerini de örgütler. Sözümona bir bayan var, Güneyli. Güya bununla Parti Önderliği'ne zehir verecek, böylece bu engeli ortadan kaldırmış olacak. Kendisine göre bunların hepsi örgütlenmiştir, kongre gerçekleşirse kongreyi, PKK'yi ele geçirecektir. Kendisine oldukça güveniyor. Dikkat edilirse, bir yandan TC'nin kongre hazırlıkları var, diğer yandan Parti Önderliği'nin hazırlıkları var. Parti Önderliği'nin kongre hazırlıkları aslında 89'da başlar, 90'la birlikte ileri düzeyde geliştirilir. 2. Konferans, 4. Kongrenin ön hazırlığıydı. Yapılan hazırlıkların en ileri safhaya ulaştırılmasıdır. Ki konferanstan sonra da ekime kadar süren çözümlemeler var. Bu çözümlemeler, kongreyi pratikte tamamlama oluyor. Geriye kalan kongreyi resmen başlatmak ve sonuçlandırmak. Ekime gelindiğinde kongre bir anlamda gerçekleşmiş oluyor. Sadece resmi olarak yapılması kalıyor. O zaman kongreye gideceğimizde Şener şunu söyledi, 'Sen de mi geliyorsun?', 'Evet' deyince, inanamadığını, tahmin etmediğini söyledi. Bu onun pek işine gelmedi. Moralmen biraz olumsuz olarak etkilendi. Ama böyle de olsa fazla ciddi bir engel olarak görmüyor. Buraya geldiğimizde o bayanlardan biri, 'Ben de gelmek istiyorum.' dedi. Şener, 'zaten bunlar iyi arkadaşlardır, burada sıkılıyorlar, ülkeye gelmek istiyorlar' dedi. Ben de, 'Biz gidelim, daha sonra yollar açık olursa alırız.'dedim. Bunlar tabi hep kongre için hazırlanmış delegeler oluyor. Hududa gittiğimizde yine o ekipten iki bayan geldi. Onlar da aynı biçimde konuştu, yine aynı şey söylendi. O zaman Şener, özellikle Parti Önderliği'ne zehir verecek bayana mektup yazıyor, diyor. 'Tamam, bunlar da kabul ediyor.' Yani gelişi ona göre, herhangi bir engel yok.

Benim düşüncem, bunları ülke sahasına almaktı çünkü burada kalırlarsa ciddi engel yaratacaklardı. Bunu kullanan güçler de vardı. Böyle bir ortamın doğmaması için en iyisi bunları ülke sahasına çekmekti. Tabi onunki kongreye çekmekti delege olarak. Ülkeye gittiğimizde merkezdeki arkadaşlarla toplantı yaptık. Kongre için yapılması gereken hazırlıklar değerlendirildi. Ona göre kongreyi başlatacağız. Ki Parti Önderliği burada bir hazırlık komitesi oluşturmuştu. Kongre, hazırlık komitesinin sorumluluğunda geliştirilecekti. Bu hazırlık komitesine Şener de alınmıştı. Şener bu komiteye durumu açığa çıkması amacıyla alınmıştı. Yani, devlet Şener vasıtasıyla PKK üzerinde neyi gerçekleştirmek istiyor? Bu da PKK'nin bir yöntemidir. PKK insanların gerçeğini ortaya çıkarmak için ona imkan, ortam sunar. Çünkü bir kişinin olumlu yanını da, olumsuz yanını da veya art niyetli olup olmadığını da örgütsel faaliyet ve görevlerde görmek mümkündür. Bu, PKK'nin tarzıdır. Bir de çoğumuzun tarzı var. Kişilere bilimselliğin dışında yaklaşmak. Kendi özel niyetlerimizle ve dolayısıyla da yöntemlerimizle yaklaşmak. Böylelikle insanların gerçekliğini ortaya çıkarmamak, çıkaramamak. Halbuki PKK öyle sübjektif niyetlerle ve değerlendirmelerle yaklaşmıyor. Bilimsel yaklaşıyor. Art niyetli ise de, dürüstse de gerçeğini tüme yönleriyle ortaya çıkardığı için ona zemin olanak tanıyor. Ve en doğrusu da budur. İnsanların gerçeğinin başka türlü ortaya çıkması beklenemez. Hazırlık komitesine alınmasının nedeni biraz da budur. Ülkeye gittiğimizde Şener'in merkezdeki arkadaşlar için söylediği şudur. 'Bunlar canidir.  Bunların tüm hazırlıklarını iptal edip yeni hazırlıklar yapalım.' Diğer taraftan 'cani' dediği arkadaşlara şunu söylüyor, 'Partinin eleştirileri haksızdır, yersizdir, yanlıştır. En iyisini siz yapmışsınız, sizden daha iyi yapan da olmaz.' Tabi ki orada da çok tehlikeli bir tutum sergiliyor, sahtekarca bir tutum. 'Canidir' dediğinde kendisine şunu söylemiştim, 'Bu arkadaşlar yıllardır mücadele veren arkadaşlardır. Tüm hata ve olumsuzluklarına rağmen olumlu yanları da olan arkadaşlardır. Senin neyin var, neyin sahibisin? Biraz saygılı ol. Evet, parti bu arkadaşları eleştiriyor ama senin gibi inkar etmiyor, senin gibi 'cani' demiyor. Senin bu dilin düşmanın dili. PKK'nin dili farklı. Bunun yanında bir daha bu tür bir şey söylersen tutumumun farklı olacağını söylemiştim. Aslında bununla beni etkiyip, yedeğine almak istiyor. Diğer arkadaşlar ise eleştiri almışlar. Çoğumuzda yaşandığı gibi, eleştiri alınca biraz tepki duymuşlar. Arkadaşların bu tepkilerini örgütlemek, parti karşıtı bir konuma getirmek. Onları da böyle yedeğine almak. Onları da yanına alarak kongrede yapmak istediklerini gerçekleştirmek, sonuç almak. Bunu yapıp ortamı sürekli bulanıklaştırarak, rahatlıkla sonuç alacak. Bir yandan da eskiden merkezde yer alan arkadaşlara karşı yapıyı kışkırtıyor. Onların da yapının üzerine sürüyor. Böylesi ilginç yöntemler kullanıyor. Öte yandan kardeşimi de benimle görevlendirmiş, ne olup bitiyor haber alacak. Ona dayanarak değerlendirme yapıp, adım atacak. Bir bu, bir de bununla beni meşgul edecek. Kendisi daha iyi çalışabilsin diye. Kendisini, 'Bu çocuğu başıma salma, ne yapmak istiyorsan kendin yap.' Diye uyarmıştım. Onun üzerine Nafiye denen unsuru devreye soktu. Bu defa onunla aynı şeyi yapma. Adam geceli gündüzlü çalışıyor.

Doğu delegeleri meselesi gündeme geldiğinde, 'Doğu delegeleri fazladır, bunların sayısını azaltalım.' diye bir öneride bulundu. Bunu Ferhat'ın sorumluluk sahası olarak düşündüğü, delegeleri onun oluşturacağını, böylece kendisinin fazla etkili olmayacağını gördüğü için söylüyor. Onun için azaltmak istiyor. Fakat diğer taraftan da Parti Önderliği kongreye çok sayıda arkadaş katılsın demişti. Yani delegelerin dışında da çok sayıda arkadaşın katılmasının, eğitim açısından onları güçlendireceğini söylemişti. Buna dayanarak, o kendi örgütlediği kişilerin katılmasını söyledi ve onlar için bir öneri de getirdi, 'Bunlar iyi arkadaşlar, kongreye girsinler. Parti Önderliği de çok sayıda arkadaş katılsın demişti. Bunların hepsini katalım,' diyordu. İşi gücü kendine göre bir ortam yaratmak. O zaman kendisine şunu söyledim, 'bu kongre ne senin böyle belirleyebileceğin bir mesele, ne de benim. Öyle, delegeleri iptal etmek, yeni delegeler almak veya istediğimizi almak, azaltmak. Bunlar bizi aşar. Kongre meselesini biraz anla, akıllı ol.' Tabi bütün bu çabaları sonuç vermedi. Biz sürekli Körfez Savaşı başlar, çalışmalar kalır diye sonuca ulaşmaya çalışıyoruz, adam bambaşka hesaplar peşinde. Kongreyi fiilen başlatacağımız dönemde bu unsurun durumu bu. Kendisini bazı insanlara benimsetebilmek için girmediği ilişki türü yok. Yani insanlar kendisini benimsetir, her devrimcinin kendisini benimsetme gibi bir sorunu vardır. Fakat hangi temelde benimsetme? İnsan kendisini parti gerçeği temelinde benimsetir. Bunun dışında bir benimsetme oldukça tehlikelidir. Bir devrimcinin asla ve asla içine girmeyeceği bir tutumdur. Bununki örgüt gerçekliğine dayanarak kendini benimsetme değil, her türlü laçka, gerici ilişki temelinde kendisini benimsetiyor. Yani herkesin gönlünü hoş ediyor. O burjuva politikalarını biraz öğrenmiş herhalde. Hani seçimlere girerler, seçim öncesi herkesin gönlünü hoş etmeye çalışırlar seçimi kazanmak için, yaptığı şey bu.

4. Kongre'ye fiili olarak başladığımız koşullar hangi koşullardı? Biliyorsunuz, kuruluş kongremiz ülkede gerçekleşmişti. 4. Kongre tekrar ülkede gerçekleşiyor. Bu önemli ve anlamlıydı. Bu, mücadelenin düzeyini gösteriyordu. 4. Ulusal Kongre ülkede toplanırken biliniyor ki, uluslararası alanda çok ciddi sorunlar yaşanıyordu. Reel sosyalizmin çöküşüyle birlikte, emperyalizm sosyalizmin çöktüğünü ilan ediyordu. Devrimler döneminin kapandığını ilan ediyordu. Dünyanın tek egemen gücünün kapitalizm olduğunu, kapitalizmin zafer kazandığını ilan ediyordu. Bu, tabi ki ciddi bir olaydı. PKK kongresi böylesi ciddi bir ortamda toplanıyordu. Yine Ortadoğu'da Körfez Savaşı gündemdeydi. Gerek dünyadaki, gerek Ortadoğu'daki bu gelişmeler Kürdistan'ı ve kurtuluş mücadelesine öncülük eden PKK'yi çok yakından ilgilendiren sorunlardı. Daha Körfez Savaşı başlamadan Parti Önderliği’nin bu savaşın sonuçları üzerinde değerlendirmeleri vardı. Bunun özellikle Kürdistan'a yansıyacağını, yararlanılması gerektiğini belirtmişti. Kongre, böylesi koşullarda toplanıyordu. Tabi ki Parti öncülüğünün aşındığı, parti yaşamının, yoldaşlık ilişkilerinin aşındığı, gerillada yozlaşmanın geliştirildiği ve böylesi çok ağır sorunlarımızın yaşandığı dönemde, bunlara çözüm olabilmek için kongre gerçekleştiriliyordu. Kongre başladığında bütün bu sorunlara fiili olarak çözüm getirmesi gerekiyordu.

Bunun kararlarla tamamlanması gerekiyordu. 4. Kongrenin en önemli özelliği, bir gerilla kongresi olmasıydı. Yine bir yargılama kongresi olmasıydı. Bu kongrede parti öncülük sorunları, parti yaşamı, yoldaşlık ilişkileri üzerinde yoğunca durulması, yani partideki aşınma olayı üzerine ve bunun onun tıkatılması, tekrar parti gerçeğinin tüm yönleriyle yaratılması üzerine de değerlendirmeler ve kararlar alındı. Yine, gerilla mücadelesi üzerine kararlar alınmıştır. Kongrede en belirgin iki anlayış vardı, birisi feodal-komplocu anlayış, diğeri de burjuva, liberal anlayışı. Bu iki eğilim de birbirini besleyen iki eğilimdir. Ayrıca bu iki eğilim geçmiş pratiğe damgasını vurmuştu. Ciddi tahribatlara yol açmıştı. O açıdan bu iki eğilimin ortaya çıkarılması gerekiyordu. Bu iki eğilimin tahribatlarının boyutunun ve bunun sorumlularının ortaya çıkarılması gerekiyordu. Kongrenin en çok üzerinde durduğu hususlardan biri bu oldu. Kongre, dedik ki bir gerilla ve yargılama kongresiydi. En çok gerilla sorunlarını ele alan bir kongre olduğu için gerilla kongresi olarak biliniyor. Yine, geçmiş tarihimizde çeşitli suçlar işleyenler var. Bunların durumunun değerlendirilmesi gerekiyordu. Yine suçsuz yere, parti adaletine sığmayan, onunla çelişen, uygulama ve cezalandırmalar vardı. Bunların ele alınması gerekiyordu. Bunların bir sonuca bağlanması gerekiyordu. Kongrede salt 3. Kongre sonrası ortaya çıkan değil, bir bütün olarak parti tarihimizde çeşitli kişilerin durumu değerlendirildi. Bir Fatma'dan tutalım, Kör Cemal'lere, Hogır'lara kadar hepsi. Bunlar hakkında kararlar alındı. Yine çeşitli tarihlerde cezalandırılanlar olmuştu. ............. Bu komisyon tüm bu cezalandırılan kişilerin durumunu inceleyip sonuçta yersiz cezalandırılanların durumunu ortaya çıkaracaktı.

Bir kısmı zaten 3. Kongrede ele alındı, ki biliniyor. Onların parti itibarı iade edildi. Kiminin cephe itibarı iade edildi. Yani parti adına işlenen bu adaletsizliklerin giderilmesi gerekiyordu. Kongrenin yaptığı en önemli görevlerden biri de budur. Ali Arkadaş onların hepsinin itibarı iade edildi. Burada Mahmut'un (Şexmus) durumu da ele alındı. O geçmiş pratiğinden ötürü. Tepkiden kalkarak Hogır pratiğinin yedeğine düşmesinden dolayı durumu ele alındı, tartışıldı. O zaman çeşitli öneriler de gelişti. Bu arkadaşın şehit de olsa geçmiş pratiğinden ötürü yargılanması gerektiği, bunun yeniden gözden geçirilmesi gerektiği biçiminde. Fakat bu öneri kabul edilmedi. Demek ki PKK'de insan şehit de olsa yargılanmaktan kurtulamıyor. Şehit olmak bir çare değil yani. Hani Parti Önderliği sık sık söyler, 'Mezara da gitse, mezardan kaldırır, yine hesap sorarız.' Bunu demek istiyorum. Yani ister düşman açısından olsun, ister geçmiş tarih açısından olsun, ister bizler açısından olsun PKK'nin yargılama adaleti vardır. PKK'nin bir özelliği de eleştiriye önem veren, adalete önem veren, haklılığı ve haksızlığı her dönemde ortaya çıkaran bir harekettir. Daha çıkarken böyledir. Çıkışında yoğun bir eleştiriyle işe başlar. Bu, PKK'yi biraz da PKK yapar. Doğru olmayan hususları PKK kabul etmez, esterse kendisine, isterse herhangi bir mensubuna. PKK bu anlamıyla da dünyada en çok açıklık politikasını uygulayan bir harekettir. Dünyada hiçbir devlet veya örgüt PKK kadar açıklık politikasını izlememiştir. Kendi hatalarını açıkça eleştirmiş bir harekettir. Zaten bir hareketin tutarlı olup olmadığı tam da bu noktada ortaya çıkar. Eğer bir hareket, adına hareket ettiği halkın, sınıfın çıkarlarına ters veya onun çıkarlarına zarar veren bir tutum sergilediğinde bunu açıkça dile getiriyorsa, eleştiriyorsa, bundan sonuçlar çıkarıyorsa, o hareket tutarlı bir harekettir. O halka, o sınıfa bağlı bir harekettir. Ölçüsü budur. Şimdi, hareketin özelliği bu. Bir PKK militanında bulunması gereken özellik bu. PKK, bu kadar halkına, sınıfına bağlı olacak, açık olacak. Ama bir PKK militanı hatalarına, olumsuzluklarına karşı, kendini gizleyecek, kapalı tutacak ve PKK'li olacak. Olmaz böyle şey. Bir PKK militanı da en az PKK kadar kendi örgütüne, mücadele arkadaşlarına, halkına açık olmak zorundadır. İşlediği hatalar ve olumsuzluklar karşısında açık olması bağlılık anlamına gelir. Diğeri bağlılık değildir, sahtekarlık, kendini gizleme, ikiyüzlülüktür. Demek ki PKK'de hiçbir şey gizli kalmıyor. İnsan şehit de olsa, pratiği yine ele alınıyor. Bu, şehide saygının da bir gereğidir. Bazıları “Şehit eleştirilir mi?” diyebilir. Evet eleştirilir. Şehide saygı şehidi eleştirmektir. Eğer varsa eksiği, hatasını eleştirmektir. O da ortaya çıkarılmalı. Bu da doğru anlaşılmalıdır, yanlış kavramayalım.

3. Kongrede şüphesiz örgüt, ordu, cephe, yargılama, askerlik yasası vb. konularda, çetelere ilişkin birçok karar alındı. Bunlar belgelidir, okunabilir tek tek saymaya gerek yok. Askerlik yasasına ilişkin, zorunlu askerlik yasasının bir yıla kadar durdurulması, bir yıl sonra merkezin bu yasanın işletilip işletilmesine karar vermesi gerektiği biçiminde bir karar çıkar. Çetelere ilişkin o bilmem af yasası çıkar. Bir yıllık süreyi kapsayan böylesi kararlar ele alındı. Kongrede Şener'in yapmak istediği neydi? Kongre öncesi çabalarında sonuç alamamıştı. Bu anlamıyla da zayıflayarak kongreye girmişti. Fakat o hala kongreden sonuç almak istiyordu. Ya kongreyi ele geçirmek, ya kongreyi bölmek. Böylelikle işlevsiz bırakmak. Başlangıçta, ortamı biraz yoklamak istedi, ki yaptığı çok ince bir konuşma vardı. Ama çoğunun da pek göremeyeceği, anlayamayacağı bir konuşma. Konuşmasının özü şuydu, ‘gerillayı sivilleştirme, milisleştirme.’ Böylesi bir içerik taşıyordu. Kongrede bu konuşmasını yaptıktan sonra kalkıp şunu söylemiştim, 'Şener yeni bir taktik yaklaşım getiriyor. Yanlış anlamadıysam bunu tartışmak gerekir.' Aslında yanlış anlama diye bir durum yoktu, açıktı çünkü. Adam resmen PKK'ye, silahlı mücadeleye sivilleşmeyi dayatıyordu. Açıkça, gerillayı, silahlı mücadeleyi inkar etmeyi istiyordu, PKK'yi reformizme çekmeyi istiyordu. O bir konuşma ve yoklamaydı. Tabi ki ben böyle söyleyince, kongre tümüyle ayağa kalktı, üzerine yürüdü. Özeleştiri vermeli dendi. Bu tabi ki yanlış anlaşıldığını, öyle demek istemediğini vs. söyledi. Yanlış anlaşılmış bir durum yoktu ortada. Çünkü kayıtlarda var, hem video, hem teyp kayıtları. Bu, mecbur kaldı ve söylediklerinde adım attı. Bir özeleştiri verdi ve özeleştirisinden dolayı kongrede kalmasına müsaade edildi. Bu biçimiyle sonuç alamayacağını gören Şener, bu sefer doğu faaliyetleri değerlendirildiğinde Sarı Baran’ı ön plana çıkardı. Konuşmuş, doldurmuş ve öne çıkardı. Sarı Baran doğu faaliyetleri değerlendirildiğinde kalkıp konuştu. Konuşmasında, faaliyetleri değerlendirme yoktu. Eleştiri falan da yoktu. Resmen Ferhat'a bir hücum vardı. Oldukça öfkeli bir konuşmaydı. Burada ne yapmak istedikleri açıktı, sorun Ferhat değildi. Sorun Parti Önderliği'ydi ama açıktan saldırmıyorlardı. Ferhat'a saldırarak, Parti Önderliği'ni vurmak istiyorlardı. Aynı Semir'in Fatma taktiği neyse, onu işletiyorlardı. Biraz da şunu bekliyorlardı; Ferhat'ın üzerine öyle gittiklerinde müdahale edeceğimizi bekliyorlardı. Müdahale edersek, o zaman buradan tutturarak, kongreyi etkileyeceklerdi. 'Bakın, Ferhat'ı biz eleştiriyoruz, Ferhat Başkan'ın kardeşidir. Bundan dolayı sahiplik yapılıyor.' Buradan bindirip, partiyi vuracak. Yok eğer ses çıkarmazsak, zaten sorun değil. Adı Ferhat'tır ama esası Parti Önderliği'dir. Vur vurabilirsen, istediğin gibi sonuç al. Tabi bunu da fazla kavrayan arkadaş yoktu. Ferhat zaten kendisini savunmaya giremezdi, girmedi. Ara verdiğimizde, Sarı Baran'la konuştum, 'Sen niye bunu yaptın? Bununla ne yapmak istedin?' Biraz konuştu, tabi ki bitti. Düşünceler kendisine ait olmadığı için Şener doldurduğu için bitti.

CEMİL BAYIK (HEVAL CUMA) 15.BÖLÜM

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

PARTİ TARİHİ (1.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (2.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (3.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 4.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 5.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 6.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 7.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ (8.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (9. BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 10.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ (11.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 12.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (13.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 14.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 15.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ 16.BÖLÜM

PARTİ TARİHİ (17.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (18.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (19.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (20.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (21.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ (22.BÖLÜM)

PARTİ TARİHİ 23.BÖLÜM (SON)