TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -2-
TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -2-
0 Yorum
09-09-2021

Türk uluslaşması milliyetçiliğe, hatta ırkçılığa dayanarak ilerledi Feodal Osmanlıdan cumhuriyete, katı üniter bir ulus-devletle geçilmesi, imparatorluğun dağılmasının önlenmesi kaygıları, canlı bir pazar ekonomisi zemininin hiç oluşmamış olması Türk uluslaşmasının hadikapları olarak belirdi. İktidar, İttihat ve Terakki ile merkezileştirilmeye çalışılırken, sermaye gücü Almanya'nın da etkisiyle azınlık malvarlıklarından devşirilmeye çalışıldı. Türk uluslaşması başlarken, milliyetçiliğe ve hatta ırkçılığa dayanarak gelişmeye başladı. Türk uluslaşmasındaki bu etki, cumhuriyet dönemine tek dil, tek ulus ve tek devlet anlayışıyla derinleştirilerek taşırıldı. Fransız devletinin Jakobenist üniter yapısı da örnek alınınca, milliyetçilik Türkiye'de çok güçlü bir resmi ideoloji haline gelmiş oldu. Atatürk milliyetçiliğinin yurtseverlik ve kültüre dayalı özü bile bir süre sonra devletin güçlü resmi görüşü içinde kitle uyuşturma aracı haline dönüştürüldü. 1950 sonrası Türkiye'de artan sınıf ve tabakalaşmaya karşı yeniden canlandırılan ülkücü milliyetçilik, 1980 sonrası eklenen Sünni İslam öğeler milliyetçiliğin değişimden ziyade derinleşerek devam etmesini sağladı.

Avrupa'daki komünal, konfederalist özyönetim deneyimlerini hiç yaşamayan Türkiye uluslaşması, uluslaşmanın doğal bir yönetim biçimiymiş gibi ulus-devleti benimsemiş oldu. İşe antidemokratiklikle başlanması Türkiye'de devlet-toplum-ulus içindeki farklılıklar çelişkisini sürekli canlı tutacaktı. Devletin sorunlu oluşumu, ulusu da sürekli kriz halinde tutuyordu. Devletle ulusun bu kısmen gayri meşru birleşmesi hem tüm toplumsal sorunların çözümü olarak görülüyor hem de ne yazık ki yaşamın çeşitliliği bu çözümü kaldırmayıp farklılık üretmeye devam ediyordu. Ulusun devlet çözümü tüm sorunların kaynağı haline gelmeye başlamıştı. Türkiye'de başta Kürt sorunu olmak üzere, birçok sorunun kaynağında milliyetçi, merkezci bakış açısı vardır. Hiçbir farklılığa izin vermeyen, devlete hakim toplumsallaşmanın çıkarını içte ve dışta hep birincil kılmaya çalışan uluslaşma anlayışı sorun üretmektedir. Kerkük'e, Bulgaristan'a, Orta Asya'ya, Güneydoğu Anadolu'ya, kısaca ilgili her yere antidemokratik ulusçu gözüyle bakılmaktadır. Devlet çıkarlarıyla ulus çıkarları o kadar özdeş görülmektedir ki toplumun devlet söylemeden birşey istemesi tehlikeli görülmektedir. Demokrasi, yani toplumun kendisi için bir şey istemesi, eğer devlet vermemişse en büyük tehlike olmaktadır. Devlet büyüklerinin dediği gibi komünizm getirilecekse, faydalıysa toplum için onu en iyi devlet bilir ve getirirdi. Bir ulusu birçok sınıf, zümre, mezhep, etnik yapı oluşturmasına rağmen, bu cumhuriyetin milliyetçilik etkisindeki devlet-toplum yapısı sınıfsızlık, zümresizlik üzerine bindirildi. Hiçbir zaman sınıfsızlığı yaratacak kadar demokrasi uygulanmadan...Kürt halkı başta olmak üzere, Arap, Çerkez, Laz, Arnavut, Boşnak, Rum, Ermeni etnik-ulusal toplumlar antidemokratik ulus anlayışı gereği, ama esasında da devletin merkezi çıkarları gereği merkezi ulus içinde eritilmeye çalışıldı. Çünkü farklılıklara dayalı ulusal çeşitliliği ulusal devlet yönetemediği gibi, merkezi ulusal kar sistemine de katamazdı. Kültürel, mezhepsel erimeler de işin cabasıydı.

Türk uluslaşması yeniden tanımlanmalı

Bu tarzdaki Türk uluslaşmasının ve etrafındaki kurumlaşmanın krizde olduğu açıktır. En başta, toplum, kendisini nasıl tanımlayacağı konusunda çelişkidedir. 20. yüzyıl ulusal yapıları dağıldıkça ulusal devlet, ulusal çıkar vb. birçok kavram yeniden tanımlanma ihtiyacı duyuldukça, toplum kimliğini de yeniden tanımlama ihtiyacı duyuluyor. Devletle aynı krizlere sürüklenmek zorunda mıyız diye sorgulamalar gelişiyor. Devletin çıkarının tüm ulusun çıkarı olmadığı, 70-80 yıllık cumhuriyet sınıflaşması sonucunda iyice açığa çıkmış durumda. İç ve dış ulusal güvenlik kavramları tartışılıyor. Türkiye, 70 yıldır iç ulusal güvenlik konseptleri oluşturan tek ülkedir. Kırmızı çizgiler tartışılıyor. ABD'nin dışarıya karşı geliştirdiği saldırganlık eleştirilirken, Türkiye milliyetçiliğinin dış hevesleri da toplumca sorgulanır durumda. AB sürecine giderken, Kürtler ve Alevilerin tüm kültürel haklarıyla kabulü tartışılıyor. Saydığımız bu gibi verilerin hepsi, Türk uluslaşmasının yeniden tanımlanması ihtiyacına işaret ediyor. Devletin, artık ulusa dar gelmeye başladığını gösteriyor. Uluslaşma odaklı siyasal partiler krizde. Çünkü ulusal denilenden devlet odaklı olma anlaşıldı. Devletin kendisini ve ulusu antidemokratikleştirdiği çerçevede partiler de bunun uygulayıcıları oldular. Hiçbir parti toplumsal çeşitliliğe ve farklılığa denk bir siyaset yürütemedi. Partilerin geldiği sonuç, ya ulus içinde en kabul edilebilir farklılıklara -müslüman kesim- açılım oluyor ya da küreselleşme karşısında direnişe geçen ulus-devlet milliyetçiliğinin daha da gericileşmesine sarılma ve marjinalleşme -CHP-oluyor. Dünyadaki milliyetçiliğin ırkçılaşması, doğaya hakim olma olgusunun ekolojik felakete dönüşmesi, kar olgusunun muazzam işsizliği doğurması şeklindeki kapitalist kendini yeme gerçeği Türkiye'de ulusal çöküntü, toplumsal yozlaşma, kadın intiharları, yeniyetme kar olgusunun makrolaşması ve Kürt odaklı yeni milliyetçi dalgalanma şeklinde yansıyor.

Çözüm demokratik uluslaşmadır;

Türkiye uluslaşmasının önünde temelde iki yol var. Ulusüstü sermayeyle gidilen uluslararası siyasal yapılanmalara eklemlenerek yaşanacak olan kozmopolit uluslaşma, birinci seçenek olabilir. Küresel şirketlerin amacı ulusların gerçeğine ve çıkarına saygı olmayacaktır. İktidar, ekonomik ve sistemsel çıkarları gereği insanların beyin ve duygularına kadar indirgenmektedir. İnsan ve toplumlar eritilip eklemlenerek yönetilmektedir. Küresel şirketler çıkarları gereği ulus-devleti bile 'gözyaşı'na bakmadan aşma kararlığındayken uluslara daha iyisinin düşmeyeceği açıktır. Ulusal erime, yoğun değer yitimi, ulusun iç ve dış etnik-ulusal çatışmalara çekilmesi, yönetime daha çok bağlama ama daha az demokrasi, daha az eşitlik, daha az özgürlük sahibi kılma uluslar için şimdiden yaşanan süreçtir. Dünyada bazı güçler küresel siyasal yapılanmalara gidebilmişlerdir. Bazıları da kısmen bağımsızlığını koruyup sistem içinde yaşayabilmektedirler. Türkiye ise, ne ulus-devletten vazgeçebilmekte ne de ulusüstü siyasal yapılanmaya girebilmektedir. Ulusüstü antidemokratik yapılanmaların bir şey kazandırmayacağı göz önüne getirilirse, Türkiye'nin sürekli kaybettiren bu arada kalma konumunda daha fazla kalamayacağı söylenebilir.

İkinci seçenek, demokratik uluslaşma olabilir. Demokratik ulus bilinci, en başta ulusun devletin değil, toplumun bir formu olduğu bilincine dayanır. Ulusun, devletleştirilmiş ve böylece saptırılmış bütün oluşumları dışındaki değerlerini kabul eder ve tabanı sayar. Aslında tüm ulusların, merkezi devlet yapıları tarafından ele geçirilmelerinden sonra da ulusal şekillenişleri evrimini devam ettirmiştir. Dil, kültür, siyasal formlar, ekonomik faaliyetler ulus içinde değişik renkler taşıyarak sürmüştür. Çoğu zaman bu değerler, devlet değerleriyle çatışır pozisyona gelebilmiştir. 1848-1871 dönemi yenilgisinden sonra da, ulusun komünal demokratik özyönetim çabaları bitmemiş, sınıfsal, ulusal savaşlar ve süreklileşen demokratik çevreci, feminist mücadeleler şeklinde varlığını sürdürmüştür. Devletin krize girdiği ve ulusun yeni yönetim biçimlerini aradığı bir dönemde ulusun küresel şirketler yönetimi yerine, özyönetim arayışı yeniden canlılık kazanma fırsatı bulmuştur. Ulusun devletten ayrışma zamanı gelmiştir. Bu devletin hakimiyetinden kurtulma anlamına gelir. Dilin, kültürün, mezhebin, dinsel inanışların, ekonomik üretim ve hatta pazarın gelişmesi için devlete ihtiyacı zannettiğimizden çok daha azdır. Ortaçağın sonlarında da bu değerler, karma bir ekonomi, çok canlı dil ve kültür çeşitliliği, dini inanış özgürlüğü şeklinde olmak üzere, birçok yerde özyönetimler altında yaşanabilmekteydi. 16. ve 17. yüzyıllarda ulusun eşit ve özgür, demokratik yapılarla daha fazla gelişebileceği inanışı hakimdi. Demekki günümüzde ulusu devlet yönetimine terk etmek yerine, demokrasi sistemiyle anmak, daha yerinde olabilir. Ulus-devlet yerine demokratik ulus kavramı, ulusun oluşum tarihine daha uygundur. Yukarıda da belirtildiği gibi, ulusla devlet ancak 18. ve 19. yüzyılda bir araya gelebilmişlerdir. Alttan alta ulusun farklılıkları korunarak bu birleşme sağlanmıştır.

Halbuki demokrasi toplumun tarihi kadar eskidir. Kendi özyönetim ilkesi olarak demokrasi sistemi, klan, kabile, kavim, millet, ulus tarafından tüm devletli sistemlerden daha fazla uygulanagelmiştir. Ulusun daha 12. yüzyıldan itibaren oluşmaya başladığını düşünürsek, 18. yüzyılın sonuna kadar monarşiden, kapitalist kent ve devlet yönetimlerinden ziyade, demokrasi yönetimiyle daha fazla haşır neşir olduğunu görürüz. Ulusu devletin kategori alanından bütünüyle çıkartıp yerli yerine oturtmamız ve kendi özyönetimine bağlamamız, devletle hiçbir ilişkilenmesinin olmayacağı anlamına gelmez. Devletin demokratikleştirilmesi için ulusun demokratikleştirilmesi şarttır. Bu cumhuriyetin içine demokrasiyi yerleştirmeye benzer. Sonuçta çatışmadan ziyade, ulusun devletle sınırlı bir uzlaşmayı yaşayacağı anlamına gelir. Bir de demokratik ulus gerçeğine rağmen birçok yerde devletin ulusu gerçeği de olacaktır. Bu ikili durum, çatışılarak ortadan kaldırılamaz. Bu anlayış bile demokratik ulus anlayışına ters düşer. Fakat ulus demokratikleşip özyönetime kavuştukça devletçi uluslaşmaya karşı kendisini bir seçenek ve dönüştürücü güç olarak tutabilecektir. Ayrıca devletin toplumsallaşmak üzere dayandığı altyapı olarak toplum, sayısal ve kurumsal olarak sınırlandırılmış olacaktır. Devletin meşruiyetini kabul ettirerek yürüdüğü kitle de aydınlanarak, bu meşruiyet perdesini yırtacak ve devleti gereken sınırlarına çekilmek zorunda bırakacaktır.

Uluslaşma toplum formunun en üst aşamasıysa en karmaşıklaşmış sınıf, tabaka da; siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik, medyatik, akademik, dini vb. kesimsel haldedir. Homojenleştirme, tekleştirme ve merkezi yönetim hedef alınamaz. Çeşitlilik, farklılık ve katılımın istikrar yaratıcı ve özgürlük getirici etkisine inanılır. Tüm farklılıkların zenginlik içerisinde bir aradalığını koruyarak, daha yaratıcı formlara dönüşebileceğini, bütünleyicilik, çok bağımlılık içinde özgürlük ve özgürlük içinde hem kendisinin gelişmesini hem de katkı sunduklarının gelişmesini benimser. Sınıfsal, cinsiyetçi, mezhepsel, etnik farklılıklar çatışma yerine, demokrasi paydası üzerinde birleşirler. Sınıf, cins, etnik ve kültürel tahakküme dayalı ulus gerçeği yerine, halkların komünal demokratik değerlerini tanıyan, cins özgürlüğüne açılmış etnik-ulusal baskıyı aşmış, kültürel dayanışmayı esas almış, demokratik ulus bilinciyle hareket edilir. Zaten demokratik ulus demek, ulusun hemen hemen her ferdinin örgütleşmesi demektir. Devletin kendisi yerine örgütlendiği ve politika yaptığı bir 'moment'ten, ulusun her farklılığının kendi çıkarına göre örgütlendiği ve politika yaptığı bir duruma geçiş yaşanır.

MAHİR DENİZ (ATAKAN MAHİR)

 

   

 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

EN GÜZEL YOLDAŞLARI ANARKEN

TARİHİ 15 AĞUSTOS ATILIMI ve YARATTIĞI SONUÇLAR

ZAFERE GİDERKEN TOPLUMSAL BİRLİK ANI

MEŞRU SAVUNMA NEDİR?

15 AĞUSTOS ATILIMI KÜRDÜN ÖZGÜR TARİH YAZIMIDIR

ÖNDERLİK GERÇEKLİĞİ

15 AĞUSTOS DESTANI VE KAHRAMAN EGÎT GERÇEKLİĞİ!

ZİLAN BİR FEDAİ GELENEĞİDİR

KDP, TC’NİN SAHADAKİ FAAL KONTRA JİTEMİDİR

ÖNDERLİKSEL PARADİGMANIN ZAFERİ

KÜRT İSYANLARI VE İÇ İHANET

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMELERİNDE SAVAŞ SUÇLARI

PKK İRADELEŞEN VİCDANIN HAKİKAT KILAVUZUDUR

BARIŞ GÖRÜŞMELERİ VE TASFİYE SÜRECİ

TALİBAN - AFGANİSTAN

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ ROMA STATÜSÜ

ORTADOĞU'DA ÇÖZÜM ARARKEN

VARLIĞIMIZIN TEMİNATI TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMA BİLİNCİDİR

ÖNDERLİK PARADİGMASI - ORTADOĞU

BİLGE ÖCALAN BİZLERİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYOR

HAKİKAT ARAYIŞI OLAN GENÇLİĞE!

YAŞANAN ŞAHADETLERİ DOĞRU ANLAMLANDIRABİLMEK

HER HAKİKAT ARAYIŞI, HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELE İLE BAŞLAR

DÜNDEN BUGÜNE AÇLIK GREVLERİ

ZİMANEK

YİĞİTLİK YÜREK İŞİDİR! 

ÖZE YABANCILAŞMA VE İNSANİ DUYARLILIKLAR ÜZERİNE

KÜRT HALKINA KARŞI ULTRA FAŞİZMİN DARBE DİNAMİĞİ DEVREDEDİR

GERASİMOV DOKTRİNİ NEDİR?

OTONOM MÜCADELE-SAVAŞ DÖNEMİ

TÜRKİYE'NİN DİRİ FAŞİZM BELLEĞİ KÜRT HALKINA BİLENİYOR

PKK ÖZGÜRLEŞTİREN BİR ÖZ DİRENİŞ HAKİKATİDİR

DÜŞMAN BİLİNCİ ve DÜŞMANA ÖFKE

ULRİKE MEİNHOF: SİLAHLANMAYAN ÖLÜR, ÖLMEYENLERSE CANLI CANLI CEZAEVLERİNE GÖMÜLÜR

KLASİK SİYASAL AKIMLAR VE DEMOKRATİK TOPLUMCULUK

MAKRO TARİH OLARAK ANNALES F. BRAUDEL VE ABDULLAH ÖCALAN (1. BÖLÜM)

F. BRAUDEL  A. ÖCALAN MEKAN-ZAMAN-SÜRE KAVRAMLARI (2. BÖLÜM)

TEMSİLİ DEMOKRASİ

AFGANİSTAN: KAZANAN KİM KAYBEDEN KİM?

DERSİM'İN TESLİMİYETİ SEÇEN ÇOCUKLARI

DEĞERLER AŞINMASINI ÖZGÜR BİR RUHSAL DİRENİŞ DURDURUR

İMRALI DEMOKRATİK DİRENİŞ ÇİZGİSİ NEYİ İFADE EDİYOR

ŞEHİT CİHAN'I HATIRLAMAK

ISIS started? Turkey attacks Yezidis in Iraq

ÖZEL SAVAŞ TROLLERİNE KARŞI APOCU İDEOLOJİK REFLEKS

ATEŞKES VE ÖCALAN'I SAVUNMAK

TARİHİ TOPLUMSALLIĞIN İSYANI OLARAK HALKLAR ÖNDERİ ÖCALAN

''ADIM ABDULLAH''

AVRASYACI KLİĞİN PKK DÜŞMANLIĞINI DOĞRU KAVRAMAK

ULUS-DEVLETCİLİK VE TOPLUMCULUK

KANLI TOPRAKLARDA BARIŞI YEŞERTEN BİLGE

MİLLİYETÇİLİKTEN DEMOKRATİK ULUSÇULUĞA

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -2-

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -1-

PKK'NİN TASFİYESİ KONSEPTİ - ORTADOĞU

KİTLESELLEŞEN BİR ANTİFAŞİST SOKAK MÜCADELESİ SÜRECİ KARŞILAR

YEREL DEMOKRATİK YÖNETİMLER

DEVLETSİZ YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ?

İKTİDAR VE GÜÇ

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLĞİ (1.BÖLÜM)

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLİĞİ (2.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (GİRİŞ)

ÖZGÜR YURTTAŞ HAREKETİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

KÜRTLER VE İHANET

AFGANİSTAN ÜZERİNE

BiREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ  VE SÖMÜRGE KİŞİ  GERÇEKLİĞİ (3.BÖLÜM)

“TC JİTEMİ KDP’NİN KÜRDİSTAN DEVRİMİNİ GASP ETME PLANI”

GERÇEK AŞK NEDİR 

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (1.BÖLÜM)

MANKURTLAŞAN TÜRK SİYASETİNİN ÇÖKÜŞÜ

KOMÜNALİTE ÜZERİNE

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -1-

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI 2.BÖLÜM

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -2-

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (3.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (4.BÖLÜM)

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -3-

BAYRAK VE ÇOCUK

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (SONUÇ )

HERKESİN BİLDİĞİ 'SIR' DEĞİLDİR! 

MODERNİTENİN  BİTMEYEN PROJESİ: TALİBAN

PKK’NİN GÖRKEMLİ DEVRİM ÇAĞINDA DİRENİŞLE NEWROZLAŞMAK

DEHAKLAŞAN İLKEL MİLLİYEÇİLİK EN TEHLİKELİ İDEOLOJİDİR

ERBİL SEMALARINDA KAMİKAZE DRONE OYUNLARI

TOPLUMSAL YOZLAŞMANIN PANZEHİRİ GENÇLİK ÖNCÜLÜKLÜ DİRENİŞ ve ÖZ SAVUNMADIR! 

ÇALIŞMALARIMIZDA YANLIŞ SİYASALLAŞMALAR

MEŞRULUĞUN KAYNAĞI: AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM

KAPİTALİZM DÜNYANIN SONUDUR

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (1)

AHLAKİ VE POLİTİK GÖREVLER

İMRALIDA GUANTANAMO ÖZEL NATO HUKUK REJİMİ UYGULANIYOR

SANATÇI HİSSİ SAVAŞÇI HİSSİ

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (2)

IRAK SEÇİMLERİ ÜZERİNDE TÜRKİYE GÖLGESİ VE GÜNEY PARADOKSU

MUHTEŞEM YALNIZLIK VE BİZ !

AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM BOYUTU (DEMOKRATİK TOPLUM)

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (3)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (1. BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 2.BÖLÜM

HEVAL ŞÜKRÜ'YÜ  UĞURLARKEN

''SOSYALİZMİN KÜRESEL YÜKSELİŞİNDE PKK'NİN ÖNCÜLÜK ROLÜ''

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 1.BÖLÜM

ANLAM YÜKLÜ ZAMANLARDA 'ÖZGÜR İNSAN'LA DİYALOGLAR

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 13.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 3.BÖLÜM

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 2.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 4.BÖLÜM

GÜNEŞ ÜLKESİNDE DİRİLİŞİ ÖNDER APO VE ŞEHİTLER GERÇEKLEŞTİRDİ

PSİKOLOJİK SAVAŞ ÜZERİNE

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 5.BÖLÜM

“Dijital medya tasfiyeciliğinin zehirleme virüsü”

ÖNDERLİKTE YAŞAM, BİRDEVRİMCİ MÜCADELEDİR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (6.BÖLÜM)

PARASTİNA REWA U PARASTİNA CEWHERİ

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (7. BÖLÜM)

KCK'DEN ULUSLARARASI TOPLUMA 'KİMYASAL SİLAH' MEKTUBU

HDP YÜZDE 15 AMA FAŞİZM VAR KİMYASAL SİLAHLAR VAR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 8.BÖLÜM

İSYAN FAŞİZME KARŞI BİR SİVİL ANGAJMAN HAKKIDIR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (9.BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (10.BÖLÜM)

AN SERKEFTİN AN SERKEFTİN PKK

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 11.BÖLÜM (SON)

KATİLLERDEN HESAP SORMA ZAMANI

İLK SÖZ

3.DÜNYA SAVAŞINDAN ÇIKIŞI SAĞLATACAK TEK GÜÇ DEMOKRATİK HALK DEVRİMİDİR

FAŞİZM TOPLUMU ŞİDDETLE YÖNETMEK İSTER

DÖNEMİN GÖREVİ DEVRİMCİ HALK SAVAŞIDIR

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI VE DEMOKRATİK SİYASET

DİRİLİŞTEN KURTULUŞA ÖZGÜRLÜK AŞKI EN TEMEL GÖREVİMİZ

“SEÇİMLERE ENDEKSLENMİŞ ÇÖZÜM BEKLENTİLERİ ÜZERİNE”

ZİHNİYET DEVRİMİ HAKİKAT DİYALOGLARINDA SAKLI

İHANETİN BEDELİ, YOK OLUŞA DOĞRU!

ÖZEL SAVAŞ; BİLİNÇLENEREK, ÖRGÜTLENEREK, DAYANIŞMA İÇERİSİNE GİREREK YENİLGİYE UĞRATILABİLİR

TÜRK DEVLETİNİN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİ

ÜÇÜNCÜ ÖNDERLİKSEL DOĞUŞ

KÜRTLER DEMOKRATİŞLEŞMENİN ÖNCÜSÜDÜR

DEVRİMCİ EN USTA SANATKÂRDIR

9 EKİM KOMPLOSU 24’ÜNCÜ YILINA GİRERKEN

ÖZGÜRLÜKTEN KORKMAK ESARET GETİRİR

DEVRİMCİ AHLAKİ HÜMANİZMANIN SİYASİ TEMSİLİ

YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA!

YURTSEVER KÜRDİSTAN HALKINA VE TÜM KAMUOYUNA

DİJİTAL MEDYADA GÜNDEM ÖNDER ÖCALAN REFERANDUMU

ACIMIZ, BİLİNCE DÖNÜŞEN EYLEMDİR

ÜÇÜNCÜ YOLU ÖRGÜTLÜ VE EYLEMLİ KILMAK

ÖNDERLİĞİMİZİN ÖZGÜRLÜĞÜ YEGANE AMAÇ VE HEDEFİMİZDİR

“DEĞERSİZLİK” AYMAZLIĞI

EMEK VE YAŞAM BAĞLARI

ÖNDERLİK ÇİZGİSİNİN BAŞARISI VE HDP

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (1.BÖLÜM)

XELİFAN ŞEHİTLERİ ONURUMUZDUR

MİLİTAN DİLSİZ KONUŞANDIR

ÖNDER APO, BİR HALKIN VAROLMA TARİHİ

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (2.BÖLÜM-SON)

ŞİMDİ PKK ZAMANI!

PLATFORM MEVZİDİR,TERK ETMEK SUÇTUR!

ORTADOĞU'DA SUNNİ SEÇİM BLOKLARI İNŞASI

AHLAK FELSEFESİ Mİ VİCDAN FELSEFESİ Mİ?

FAŞİST SALDIRILAR KARŞISINDA NE YAPMALIYIZ?

DEVRİMCİ HALK SAVAŞINI BÜYÜTEREK ‘ÖZGÜRLÜK ZAMANI’ HAMLESİNİ ZAFERLE TAÇLANDIRACAĞIZ

“HAKİKAT AŞKTIR AŞK ÖZGÜR YAŞAMDIR”  “Önder APO”

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO

SİSTEM KARŞITI HAREKETLER

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA: DEMOGRAFYA (1.BÖLÜM)

KADIN’I ARAMAK VE HAKİKATİN UMUDUNA ERİŞMEK

AİLE SORUNU VE AİLENİN DEMOKRATİKLEŞMESİNİN ÖNEMİ

ANLAMIN HAKİKAT BİLGELİĞİ

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA  DEMOGRAFYA (2.BÖLÜM)

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (2.BÖLÜM)

KENDİ TOPLUMSALLIĞINI BİZZAT YARATMAYA GİRİŞEN ÖNDER APO

ÖZGÜRLÜK ZAMANI HAMLEMİZİ,ÇÖKERTME PLANI'NI ÇÖKERTMİŞTİR

TÜRK DEVLETİNE KİMYASAL SİLAH KULLANMA AYRICALIĞI

PKK VE ÖNDERLİĞİNE KURULAN NATO GLADİOSU KOMPLOSUNUN ŞİFRESİ: OLOF PALME SUİKASTI

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (3.BÖLÜM)

ARTIK SAVAŞIN KARAKTERİ DEĞİŞTİ!

KÜRDÜN TARİHİ ACILARININ DERMANIDIR PKK

HALEPÇE'DEN WERXELÊ'YE KÜRTLERİN KİMYASALLA MÜCADELESİ

RADİKAL DEMOKRASİYİ KÜRTLERDEN ÖĞRENECEĞİZ

SOYKIRIMA KARŞI YENİLMEYEN STRATEJİ

ULUSLARARASI KOMPLO VE DEM DEMA AZADİYÊ HAMLESİ

40 YILLIK MÜCADELE TARİHİNİN ZİRVESİ: ROJAVA KADIN DEVRİMİ

PKK SÖMÜRGECİLERİN BÖLDÜĞÜ KÜRDİSTAN SINIRLARINI BİRLEŞTİRİYOR

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (1.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAHLARIN YASAKLANMASI ÖRGÜTÜ NEDEN SESSİZ?

ÖNDERLİK GERÇEĞİ VE PKK DENEYİMİ

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (2.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (9.BÖLÜM)

KİMYASAL SALDIRILAR İÇİN YERİNDE İNCELEME YAPILSIN

ŞEHİT MEHMET TUNÇ

ZEHİRLİ GAZLAR VE KİMYASAL SİLAHLARIN KULLANIMI VE YASAKLANMASINA DAİR DERLEME 

109 AYDINDAN BM’YE KİMYASAL SİLAH KULLANIMI İÇİN SORUŞTURMA ÇAĞRISI

1923’TEN BERİ SÜREN HAKSIZLIĞA SON VERİN!

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (10.BÖLÜM)

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (1.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 1

İSYANSIZ YAŞAM KÖLE İNSANI YARATIR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA( 2.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (11.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 2

“SOSYAL BİLİMLERDE DEVRİM” YOLUNDA TARİHSEL-TOPLUM AKADEMİLERİ

TÜRK DEVLETİNİİN KİMYASAL SİLAH SALDIRILARINA KARŞI HAREKETE GEÇİLMELİ

YAŞADIĞIMIZ ÇAĞDA ÖZGÜRLÜK PROBLEMİNE BAKIŞ

‘ULUSLARARASI SESSİZLİK TÜRK DEVLETİNİN KİMYASAL SİLAH KULLANIMINAZEMİN SAĞLIYOR’

BİZİM ÖYKÜMÜZ BİR HALKIN DİRİLİŞ ÖYKÜSÜDÜR

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -1-

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (3.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (12.BÖLÜM)

APOCU MİLİTAN KİŞİLİK (13.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAH SALDIRILARININ ARKASINDA HEGOMONİK GÜÇLER VAR

PKK'NIN KURULUŞUNUN ANISINA (4.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -2-

TÜRK İKTİDARININ ÇIKMAZI, CHP'NİN“AÇILIMI” VE HDP

BUGÜNKÜ GERİLLA RUHU BÊRÎTAN'IN RUHUDUR